an online Instagram web viewer
  • bakadurbookstagram
    Bakadurbookstagram
    @bakadurbookstagram

Images by bakadurbookstagram

Hitlerin Unutulan Çocukları / Ingrid Von Oelhafen & Tim Tate #okudumbitti 🦉Ingrid’ın kendi hayatını ve Nazi Almanya’sının akla sığmayacak olan Lebensborn Programını (yaşampınarı) en objektif yönüyle anlanttığı bir kitap Hitlerin Unutulan Çocukları. Kitabın ayrıca döneme ışık tutması ve tarihi bilgilere dayanılarak anlatılması kitabın başarılı yönlerinden biri. Benim için yeni bilgiler olmasalarda Ingrid’in gerçek kimliğini bulma çabasını büyük bir merakla okudum. Ingrid da maalesef Lebensborn çocuklarından biridir. 1942 yılında Nazi istilası altında olan Yugoslavya’da ailelerinden alınan birçok çocuk Alman standartlarına en uygun kanı taşıdıkları gerekçesiyle bu programın bir parçası haline getirilirler. Kitap gayet yalın bir dille tarihi bilgilerle harmanlanarak anlatılmış. Döneme merak duyanların sıkılmadan okuyabilecekleri kitaplardan biri. #hitlerinunutulancocuklari #ingridvonoelhafen #beyazbaykuşyayınları #ariırkprojesi #lebensborn #nazialmanyası #erikamatko #tarih #ss #hitler #1942 #hitlersforgottenchildren #mertakcanbaş #bakadurbookstagram #kitaptavsiyeleri #kitaptanıtımı #kitapsunum
Hitlerin Unutulan Çocukları / Ingrid Von Oelhafen & Tim Tate #okudumbitti  🦉Ingrid’ın kendi hayatını ve Nazi Almanya’sının akla sığmayacak olan Lebensborn Programını (yaşampınarı) en objektif yönüyle anlanttığı bir kitap Hitlerin Unutulan Çocukları. Kitabın ayrıca döneme ışık tutması ve tarihi bilgilere dayanılarak anlatılması kitabın başarılı yönlerinden biri. Benim için yeni bilgiler olmasalarda Ingrid’in gerçek kimliğini bulma çabasını büyük bir merakla okudum. Ingrid da maalesef Lebensborn çocuklarından biridir. 1942 yılında Nazi istilası altında olan Yugoslavya’da ailelerinden alınan birçok çocuk Alman standartlarına en uygun kanı taşıdıkları gerekçesiyle bu programın bir parçası haline getirilirler. Kitap gayet yalın bir dille tarihi bilgilerle harmanlanarak anlatılmış. Döneme merak duyanların sıkılmadan okuyabilecekleri kitaplardan biri. #hitlerinunutulancocuklari  #ingridvonoelhafen  #beyazbaykuşyayınları  #ariırkprojesi  #lebensborn  #nazialmanyası  #erikamatko  #tarih  #ss  #hitler  #1942  #hitlersforgottenchildren  #mertakcanbaş  #bakadurbookstagram  #kitaptavsiyeleri  #kitaptanıtımı  #kitapsunum 
Kadınlar Okulu / André Gide #okudumbitti 🦉A. Gide’nin 200 sayfadan oluşan bu romanı beni biraz zorladı. Sayfa sayısının kısalığına rağmen oldukça yoğun bir roman. Gide hem teknik anlamda hem de kitabın anlatımında birçok farklı tarz denemiş ve ister istemez bunlar da beni biraz dağıttı. Kitap üç bölümden oluşuyor: Birinci bölümde yazar Èveline karakterinin günlüğüyle giriş yapıyor. Èveline yüreğinde kelebekler uçuşan genç bir kız ve günlüğüne Robert’e olan büyük aşkını anlatmakla başlıyor. Daha sonra evlilik hayatıyla kendini büyük bir savaşın içinde buluyor. Tabii günlüğüne yazdıkları tamamen içindekileri kusma niteliğinde. İkinci bölümde ise devreye Robert’in mektup tarzında yazılan savunması çıkıyor. Doğal olarak bakış açısı, teknik, anlatım bir anda değişiyor. Üçüncü bölümde ise söz hakkı kızları Geneviève’e  geliyor. Burada bizi daha felsefik düşünceler ve feminist bir bakış açısı karşılıyor. Konu biraz da dağılıyor. Yazar bir taraftan evlilik, aile olma kavramı, ebeveyn çoçuk ilişkisine değinirken ayrıca  Geneviève’in karmaşık duygularına da yer vermeyi tercih ediyor. Yani mesajlar çok fazla. Ayrıca Gide eserlerinin onun karmaşık kişiliğini yansıttığı söylenir ki ben bu eserinde bunu fazlasıyla hissettim. Birçok okurun yorumuna da baktım, hemen hemen herkes kitaba büyük bir hayranlıkla yaklaşmış ama ben bu eserine fazla yakın olamadım. Konunun günümüzde gayet sıradan bir hale gelmesi de belki bunda etkilidir. Çünkü artık birçok kadın maalesef evlilik konusunda aynı duyguları hissediyor. Büyük bir aşkla başlayan mükemmel evlilikler ve birden bire karşımızdaki insanın bayıldığımız tüm özelliklerini sorgulama devresi ve büyük aşkların da sıradanlaşmasıyla yaşanan hayal kırıklıkları. Kitap sanırım fazlasıyla ayrıntılı bir incelemeyi hak ediyor. Yüzeysel bir okumayla bazı ayrıntıları fark etmek bence imkansız. Özellikle edebi açıdan üzerinde durulması gereken bir örnek. Sevip sevmeme konusu zaten okurun kendi tercihi. #kadınlarokulu #andregide #canyayınları #fransızedebiyatı #lecoledesfemmes #kitapeleştirisi #kitapyorum #kitaptavsiyeleri #kitaptanıtım #bakadurbookstagram #roman #edebiyat
Kadınlar Okulu / André Gide #okudumbitti  🦉A. Gide’nin 200 sayfadan oluşan bu romanı beni biraz zorladı. Sayfa sayısının kısalığına rağmen oldukça yoğun bir roman. Gide hem teknik anlamda hem de kitabın anlatımında birçok farklı tarz denemiş ve ister istemez bunlar da beni biraz dağıttı. Kitap üç bölümden oluşuyor: Birinci bölümde yazar Èveline karakterinin günlüğüyle giriş yapıyor. Èveline yüreğinde kelebekler uçuşan genç bir kız ve günlüğüne Robert’e olan büyük aşkını anlatmakla başlıyor. Daha sonra evlilik hayatıyla kendini büyük bir savaşın içinde buluyor. Tabii günlüğüne yazdıkları tamamen içindekileri kusma niteliğinde. İkinci bölümde ise devreye Robert’in mektup tarzında yazılan savunması çıkıyor. Doğal olarak bakış açısı, teknik, anlatım bir anda değişiyor. Üçüncü bölümde ise söz hakkı kızları Geneviève’e geliyor. Burada bizi daha felsefik düşünceler ve feminist bir bakış açısı karşılıyor. Konu biraz da dağılıyor. Yazar bir taraftan evlilik, aile olma kavramı, ebeveyn çoçuk ilişkisine değinirken ayrıca Geneviève’in karmaşık duygularına da yer vermeyi tercih ediyor. Yani mesajlar çok fazla. Ayrıca Gide eserlerinin onun karmaşık kişiliğini yansıttığı söylenir ki ben bu eserinde bunu fazlasıyla hissettim. Birçok okurun yorumuna da baktım, hemen hemen herkes kitaba büyük bir hayranlıkla yaklaşmış ama ben bu eserine fazla yakın olamadım. Konunun günümüzde gayet sıradan bir hale gelmesi de belki bunda etkilidir. Çünkü artık birçok kadın maalesef evlilik konusunda aynı duyguları hissediyor. Büyük bir aşkla başlayan mükemmel evlilikler ve birden bire karşımızdaki insanın bayıldığımız tüm özelliklerini sorgulama devresi ve büyük aşkların da sıradanlaşmasıyla yaşanan hayal kırıklıkları. Kitap sanırım fazlasıyla ayrıntılı bir incelemeyi hak ediyor. Yüzeysel bir okumayla bazı ayrıntıları fark etmek bence imkansız. Özellikle edebi açıdan üzerinde durulması gereken bir örnek. Sevip sevmeme konusu zaten okurun kendi tercihi. #kadınlarokulu  #andregide  #canyayınları  #fransızedebiyatı  #lecoledesfemmes  #kitapeleştirisi  #kitapyorum  #kitaptavsiyeleri  #kitaptanıtım  #bakadurbookstagram  #roman  #edebiyat 
Kadınsız Erkekler / Haruki Murakami #okudumbitti 🦉Murakami’den okuduğum ikinci kitap olan Kadınsız Erkekler yedi kısa öyküden oluşuyor. Tür olarak birinci okuduğum Karanlıktan Sonra kitabından farklı elbette, ancak ben yazarın anlatımını bu kitapta zayıf buldum. Öncelikle bende bir etki bırakmadı. Kısa öykülerde yazarlar söz ustalıklarını daha çarpıcı bir şekilde ortaya koymak zorundalar az sözle çok şey anlatma durumu söz konusu olduğu için okuyucu ister istemez bir farklılık arıyor. Ama Murakami burada tam tersini yapmış; genelde tüm okuyucuların bildiği gayet sıradan sayılabilecek konuları tercih etmiş. Bir de kitabın adı her ne kadar Kadınsız Erkekler olsa da erkeklerden çok kadınları daha fazla hissettim ben. İçinde kitaba adını veren öyküyü ise daha çarpıcı beklerdim. Her ne kadar iki üç öykü güçlü olsa da bu kitabı kurtarmaya yetmiyor bence. Tavsiye konusuna gelirsek ben Murakami’nin okunacak mutlaka daha iyi kitapları vardır diye düşünüyorum. #harukimurakami #kadınsızerkekler #onnanoinaiotokotachi #menwithoutwomen #alivolkanerdemir #dünyaedebiyatı #öykü #doğankitap #kitapyorum #kitaptavsiye #kitapeleştirisi #bakadurbookstagram
Kadınsız Erkekler / Haruki Murakami #okudumbitti  🦉Murakami’den okuduğum ikinci kitap olan Kadınsız Erkekler yedi kısa öyküden oluşuyor. Tür olarak birinci okuduğum Karanlıktan Sonra kitabından farklı elbette, ancak ben yazarın anlatımını bu kitapta zayıf buldum. Öncelikle bende bir etki bırakmadı. Kısa öykülerde yazarlar söz ustalıklarını daha çarpıcı bir şekilde ortaya koymak zorundalar az sözle çok şey anlatma durumu söz konusu olduğu için okuyucu ister istemez bir farklılık arıyor. Ama Murakami burada tam tersini yapmış; genelde tüm okuyucuların bildiği gayet sıradan sayılabilecek konuları tercih etmiş. Bir de kitabın adı her ne kadar Kadınsız Erkekler olsa da erkeklerden çok kadınları daha fazla hissettim ben. İçinde kitaba adını veren öyküyü ise daha çarpıcı beklerdim. Her ne kadar iki üç öykü güçlü olsa da bu kitabı kurtarmaya yetmiyor bence. Tavsiye konusuna gelirsek ben Murakami’nin okunacak mutlaka daha iyi kitapları vardır diye düşünüyorum. #harukimurakami  #kadınsızerkekler  #onnanoinaiotokotachi  #menwithoutwomen  #alivolkanerdemir  #dünyaedebiyatı  #öykü  #doğankitap  #kitapyorum  #kitaptavsiye  #kitapeleştirisi  #bakadurbookstagram 
Yeni okuma listem. Hepsini de çok merak ediyorum ama içlerinden biri bir tık daha önde çünkü uzun yıllardır okumayı düşündüğüm bir kitap kendileri ve sindirerek okunması gerekenlerden biri, o sebeple onu biraz daha uygun bir zamana bırakacağım. 💃 #kitaphırsızı #hitlerinunutulancocuklari #kadınlarokulu #sesveöfke #kadınsızerkekler #açlık #teneketrampet
Uyandığında / Hillary Jordan #okudumbitti #kitapyorum 🦉Distopik bir roman olan Uyandığında “Uyandığında kırmızıydı. “ cümlesiyle başlıyor ve oldukça merak uyandırıyor. Kitap içinde birçok alt mesaj barındıran, sorgulayan yazarın kendi şahsi fikirlerini fazlasıyla ön planda tuttuğu, okuyucuda farklı izlenimler bırakan bir kitap. Distopik özellikler diğer okuduğum örneklere göre bu romanda biraz da yazarın anlatımıyla yumuşatılmış; yazar sert, vurucu bir anlatımdan ziyade daha ılımlı ve sakin bir anlatım tercih etmiş. Otomatik Portakal ile karşılaştırırsanız ne demek istediğim daha net anlaşılır sanırım. Sorguladığı konular birçok okur için hassaslık içerebilir, çünkü din kavramına sık sık değinmeyi tercih ediyor yazar. İnsanın hayatına yön veren kader midir? Kaderimizi değiştirmek bizim için mümkün müdür? Romanın ana karakteri Hannah Payne evlilik dışı bir ilişki sonucu hamile kalır ve şartlar gereği kürtaj olmak durumunda kalır ve tüm hayatı böylece değişir. Yazar kürtajı ele alarak birçok kavramı da işlemeyi tercih eder. Cinsellik, aşk, evlilik, özgürlük, toplumsal baskı, eşcinsellik, din, taciz, kadın, anne baskısı,
dine göre şekillenen hayatların bireyler üzerindeki psikolojik baskısı vb. Kitabın başarısı bana göre yazarın  kurgu ve konusu; zayıf yönü ise distopik özelliklerin anlatımda güçlü yansıtılmaması ve yazarın şahsi fikirlerini fazlasıyla öne çıkartma çabası. Ben yazarların cesur anlatımlarını her zaman savunan bir okur olmuşumdur, katılıp katılmamak ise okura kalmış bir şey. Eğer saygı çerçevesinde eleştirisinin dozunu ayarlayabiliyorsa -yani hakarete varmayan boyut- o zaman mutlaka fikirlerini gayet haklı bir biçimde okurlarıyla paylaşabilirler. Ben bu örneği görmenizi ve eleştirmenizi tavsiye ederim. Not: Yazar kitabın başında Nathaniel Hawthorne’nun Kızıl Damga romanına da değiniyor, bence bu romanı da mutlaka okumalısınız. Benim okuyup inceleme şansı bulduğum romanlardandır kendisi. #hillaryjordan #uyandığında #distopya #distopikroman #ykyyayınları #whenshewoke #kızıldamga #nathanielhawthorne #hannahpayne #kitapeleştirisi #kitaptanıtım #bakadurbookstagram #kürtaj #dindevleti #
Uyandığında / Hillary Jordan #okudumbitti  #kitapyorum  🦉Distopik bir roman olan Uyandığında “Uyandığında kırmızıydı. “ cümlesiyle başlıyor ve oldukça merak uyandırıyor. Kitap içinde birçok alt mesaj barındıran, sorgulayan yazarın kendi şahsi fikirlerini fazlasıyla ön planda tuttuğu, okuyucuda farklı izlenimler bırakan bir kitap. Distopik özellikler diğer okuduğum örneklere göre bu romanda biraz da yazarın anlatımıyla yumuşatılmış; yazar sert, vurucu bir anlatımdan ziyade daha ılımlı ve sakin bir anlatım tercih etmiş. Otomatik Portakal ile karşılaştırırsanız ne demek istediğim daha net anlaşılır sanırım. Sorguladığı konular birçok okur için hassaslık içerebilir, çünkü din kavramına sık sık değinmeyi tercih ediyor yazar. İnsanın hayatına yön veren kader midir? Kaderimizi değiştirmek bizim için mümkün müdür? Romanın ana karakteri Hannah Payne evlilik dışı bir ilişki sonucu hamile kalır ve şartlar gereği kürtaj olmak durumunda kalır ve tüm hayatı böylece değişir. Yazar kürtajı ele alarak birçok kavramı da işlemeyi tercih eder. Cinsellik, aşk, evlilik, özgürlük, toplumsal baskı, eşcinsellik, din, taciz, kadın, anne baskısı, dine göre şekillenen hayatların bireyler üzerindeki psikolojik baskısı vb. Kitabın başarısı bana göre yazarın kurgu ve konusu; zayıf yönü ise distopik özelliklerin anlatımda güçlü yansıtılmaması ve yazarın şahsi fikirlerini fazlasıyla öne çıkartma çabası. Ben yazarların cesur anlatımlarını her zaman savunan bir okur olmuşumdur, katılıp katılmamak ise okura kalmış bir şey. Eğer saygı çerçevesinde eleştirisinin dozunu ayarlayabiliyorsa -yani hakarete varmayan boyut- o zaman mutlaka fikirlerini gayet haklı bir biçimde okurlarıyla paylaşabilirler. Ben bu örneği görmenizi ve eleştirmenizi tavsiye ederim. Not: Yazar kitabın başında Nathaniel Hawthorne’nun Kızıl Damga romanına da değiniyor, bence bu romanı da mutlaka okumalısınız. Benim okuyup inceleme şansı bulduğum romanlardandır kendisi. #hillaryjordan  #uyandığında  #distopya  #distopikroman  #ykyyayınları  #whenshewoke  #kızıldamga  #nathanielhawthorne  #hannahpayne  #kitapeleştirisi  #kitaptanıtım  #bakadurbookstagram  #kürtaj  #dindevleti  #
Ermişin Bahçesi / Halil Cibran #okudumbitti #yorum 🦉Ermiş’in devamı olan Ermişin Bahçesi 1933’te yani yazarın ölümünden sonra yayımlanan kitabıdır. El Mustafa birinci kitapta bulunduğu Orphalese kentinden ayrılarak doğduğu yere doğru bir yolculuğa çıkar. Anne babasının mezarları bulunan bahçeye geldiğinde artık ruhunu özlem ve huzur duygusuyla dinlendirir. Burada onun gelişiyle büyük bir mutluluk yaşayan halkı yine sohbetiyle mest eder. Onlara yalnızlıktan, ayrılıktan, yine hayatın sırlarını oluşturan birçok merak edilesi kavramlardan söz eder. Ermiş kadar keskin bir ifade tarzı olmasada bu ılımlı ve dinginleştirici anlatım tarzıyla da gayet güzeldi. Ben devam kitaplarını mutlaka okumaya çalışırım, çünkü bazı şeylerin yarım kalmasını sevmem. İyi ya da kötü bir nokta koyma ihtiyacı hissederim. Aklımda yaşanmamış haliyle kalacağına sonuçlanmış haliyle kalması daha iyidir diye düşünürüm. O sebeple okumayan herkese okumalarını tavsiye ederim. Yazar burada bana göre biraz da El Mustafa karakterini okurları için huzura erdirmeyi istemiş gibi geldi bana. Ben de ikinci kitabı okuyunca Ermiş’i kafamda daha iyi bir yere oturtabildim. 🗝“Çok uzun süren ayrılıkları taşıyan zamanlar vardır. Ancak ayrılmak aklın tükenmesinden başka bir şey değildir. Belki de biz hiç ayrılmadık." 🗝  #ermişinbahçesi #halilcibran #türkiyeişbankasıkültüryayınları #lejardinduprophète #kenansarıalioğlu #kitapyorum #kitaptavsiyesi #kitapeleştirisi #kitaptanıtım #elmustafa #ermiş #bakadurbookstagram
Ermişin Bahçesi / Halil Cibran #okudumbitti  #yorum  🦉Ermiş’in devamı olan Ermişin Bahçesi 1933’te yani yazarın ölümünden sonra yayımlanan kitabıdır. El Mustafa birinci kitapta bulunduğu Orphalese kentinden ayrılarak doğduğu yere doğru bir yolculuğa çıkar. Anne babasının mezarları bulunan bahçeye geldiğinde artık ruhunu özlem ve huzur duygusuyla dinlendirir. Burada onun gelişiyle büyük bir mutluluk yaşayan halkı yine sohbetiyle mest eder. Onlara yalnızlıktan, ayrılıktan, yine hayatın sırlarını oluşturan birçok merak edilesi kavramlardan söz eder. Ermiş kadar keskin bir ifade tarzı olmasada bu ılımlı ve dinginleştirici anlatım tarzıyla da gayet güzeldi. Ben devam kitaplarını mutlaka okumaya çalışırım, çünkü bazı şeylerin yarım kalmasını sevmem. İyi ya da kötü bir nokta koyma ihtiyacı hissederim. Aklımda yaşanmamış haliyle kalacağına sonuçlanmış haliyle kalması daha iyidir diye düşünürüm. O sebeple okumayan herkese okumalarını tavsiye ederim. Yazar burada bana göre biraz da El Mustafa karakterini okurları için huzura erdirmeyi istemiş gibi geldi bana. Ben de ikinci kitabı okuyunca Ermiş’i kafamda daha iyi bir yere oturtabildim. 🗝“Çok uzun süren ayrılıkları taşıyan zamanlar vardır. Ancak ayrılmak aklın tükenmesinden başka bir şey değildir. Belki de biz hiç ayrılmadık." 🗝 #ermişinbahçesi  #halilcibran  #türkiyeişbankasıkültüryayınları  #lejardinduprophète  #kenansarıalioğlu  #kitapyorum  #kitaptavsiyesi  #kitapeleştirisi  #kitaptanıtım  #elmustafa  #ermiş  #bakadurbookstagram 
Ermiş / Halil Cibran #okudumbitti #yorum 🦉Lübnan asıllı Amerikalı bir yazar olan Halil Cibran’dan okuduğum ilk kitap oldu Ermiş. Yazarla bookstagram sayesinde tanışmış oldum; fazlasıyla okunması beni oldukça meraklandırmıştı. Bu kadar ilgi görmekte de haklıymış. Ermiş anlatımıyla farklı ve dikkat çekici bir eser. Yazar kitabın anlatıcısı olarak El Mustafa adında bir karakter oluşturmuş. Kimilerine göre bu Hz. Muhammed’ i, kimilerine göre ise Hz. İsa’yı simgeliyor. Ancak Cibran bu konuda hiçbir zaman net bir ifade kullanmamış. Kitap didaktik özelliği olan öğretiler şeklinde yazılmış. El Mustafa’nın evlilik, aşk çocuk, güzellik, suç, ölüm vb. birçok konuda okurlara sunduğu öğütler var. Anlatım birçok yerde İncil’i anımsatıyor hakikaten ve bu konuda bazı benzerlikler de tespit edilmiş. Hatta Amerika’da İncil’den sonra en çok satan kitap olarak biliniyor orjinal adıyla The Probhet olan bu eser. Bazı yerlerde algılamak ciddi anlamda zorlaşıyor. O noktalarda keşke yazar biraz üzerinde daha fazla dursaymış dedim. Mutlaka çevirmenin üzerinde uzun bir süre uğraştığı bir çalışma olmuştur ama okuyucu için sanki bazı ifadeler tam netleşmemiş gibi geldi bana. Yoruma açık olan kısımlar zaman zaman insanı arada bırakıyor. Ben bazı cümleler üzerinde biraz kafa patlattım açıkcası acaba burada tam olarak ne demek istiyor düşüncesiyle sık sık karşılaştım. Kitap en azından bir dipnotu hak ediyor bana göre. Okur için sanırım büyük bir birikim gerektiyor ayrıca. Okuyup bir kenara bırakılacak kitaplardan değil yani Ermiş. Ben kitabı bitirdikten sonra bazı sayfalara tekrar dönüp okuma ihtiyacı hissettim. “Dürüst ve adil olan azade değildir kötünün ettiklerinden. Pirüpak olana bulaşmamış değildir mücrimin pisliği. Evet, suçlu mağdurun kurbanıdır çoğunlukla. “ #ermiş #halilcibran #türkiyeişbankasıkültüryayınları #modernklasiklerdizisi #ayşeberktay #bakadurbookstagram #kitapeleştirisi #kitapyorum #kitaptavsiyesi #öğreti #theprophet
Ermiş / Halil Cibran #okudumbitti  #yorum  🦉Lübnan asıllı Amerikalı bir yazar olan Halil Cibran’dan okuduğum ilk kitap oldu Ermiş. Yazarla bookstagram sayesinde tanışmış oldum; fazlasıyla okunması beni oldukça meraklandırmıştı. Bu kadar ilgi görmekte de haklıymış. Ermiş anlatımıyla farklı ve dikkat çekici bir eser. Yazar kitabın anlatıcısı olarak El Mustafa adında bir karakter oluşturmuş. Kimilerine göre bu Hz. Muhammed’ i, kimilerine göre ise Hz. İsa’yı simgeliyor. Ancak Cibran bu konuda hiçbir zaman net bir ifade kullanmamış. Kitap didaktik özelliği olan öğretiler şeklinde yazılmış. El Mustafa’nın evlilik, aşk çocuk, güzellik, suç, ölüm vb. birçok konuda okurlara sunduğu öğütler var. Anlatım birçok yerde İncil’i anımsatıyor hakikaten ve bu konuda bazı benzerlikler de tespit edilmiş. Hatta Amerika’da İncil’den sonra en çok satan kitap olarak biliniyor orjinal adıyla The Probhet olan bu eser. Bazı yerlerde algılamak ciddi anlamda zorlaşıyor. O noktalarda keşke yazar biraz üzerinde daha fazla dursaymış dedim. Mutlaka çevirmenin üzerinde uzun bir süre uğraştığı bir çalışma olmuştur ama okuyucu için sanki bazı ifadeler tam netleşmemiş gibi geldi bana. Yoruma açık olan kısımlar zaman zaman insanı arada bırakıyor. Ben bazı cümleler üzerinde biraz kafa patlattım açıkcası acaba burada tam olarak ne demek istiyor düşüncesiyle sık sık karşılaştım. Kitap en azından bir dipnotu hak ediyor bana göre. Okur için sanırım büyük bir birikim gerektiyor ayrıca. Okuyup bir kenara bırakılacak kitaplardan değil yani Ermiş. Ben kitabı bitirdikten sonra bazı sayfalara tekrar dönüp okuma ihtiyacı hissettim. “Dürüst ve adil olan azade değildir kötünün ettiklerinden. Pirüpak olana bulaşmamış değildir mücrimin pisliği. Evet, suçlu mağdurun kurbanıdır çoğunlukla. “ #ermiş  #halilcibran  #türkiyeişbankasıkültüryayınları  #modernklasiklerdizisi  #ayşeberktay  #bakadurbookstagram  #kitapeleştirisi  #kitapyorum  #kitaptavsiyesi  #öğreti  #theprophet 
Milena’ya Mektuplar / Franz Kafka #okudumbitti #yorum 🦉Kafka’nın evli bir bayan olan Milena Jesenska’ya yazmış olduğu mektuplardan oluşan bu eserinin canımlı cicimli aşk sözcükleriyle yazılmış tutkulu aşk mektupları şeklinde olduğunu düşünmeyin sakın. Mektuplar Kafka’nın oldukça edebi bir dille yazmış olduğu kendi hayatına dair birçok konuya değindiği, sık sık dönemin edebiyat olaylarından söz ettiği, hastalığı ve daha birçok konuda Milena’ya içini döktüğü mektuplardan oluşmaktadır. Hakikaten insanı okurken yoran, zaman zaman daraltan bir havası var bu kitabın. Aslında çevirinin de başarısıyla oldukça akıcı bir hale gelmiş üslup, ancak yazılanlar o kadar yoğun ki ister istemez Kafka ağırlığı çöküyor insanın üzerine. Ben bu mektuplarda aşk adına şunu gördüm, aslında Kafka da Milena da hiçbir şekilde düzenlerini bozma taraftarı değiller. Birbirlerine çaresizce yazmaktan başka yaptıkları hiçbir şey yok. Kitap hakkında verilen bilgiler kısmında yazılanlara göre sadece üç kere görüşebilme şansları olmuş. İkisi de bu mektupların onları daha kötü bir ruh haline soktuğunu bilmelerine rağmen asla yazmaktan vazgeçemiyorlar. Kitapta mektupların tek taraflı olması okuru daha fazla yoruyor, birçok konuda Milena’nın düşüncelerini doldurmak durumunda kalıyor okur. Milena evliliğinde mutsuz ve eşi tarafından birçok kez de aldatılmasına rağmen onu yine de  bırakmak istemez. Kafka bu duruma arada sitem etse de asla Milena’ya net bir şekilde gel de demez. Kafka’nın da bana kalırsa bu aşk konusunda büyük çelişkileri var. Kitabın sonunda Milena’nın Kafka’nın çok yakın arkaşı olan Max Brod’a yazdığı mektuplar okuyucu için biraz aydınlatıcı olsada maalesef yine de aklında oluşan birçok soruya net cevap bulamıyor okur. #milenayamektuplar #franzkafka #panamayayıncılık #muratibrahimçelebi #kitapyorum #kitaptavsiyesi #kitaptanıtım #bakadurbookstagram #kitapeleştirisi #almanedebiyatı
Milena’ya Mektuplar / Franz Kafka #okudumbitti  #yorum  🦉Kafka’nın evli bir bayan olan Milena Jesenska’ya yazmış olduğu mektuplardan oluşan bu eserinin canımlı cicimli aşk sözcükleriyle yazılmış tutkulu aşk mektupları şeklinde olduğunu düşünmeyin sakın. Mektuplar Kafka’nın oldukça edebi bir dille yazmış olduğu kendi hayatına dair birçok konuya değindiği, sık sık dönemin edebiyat olaylarından söz ettiği, hastalığı ve daha birçok konuda Milena’ya içini döktüğü mektuplardan oluşmaktadır. Hakikaten insanı okurken yoran, zaman zaman daraltan bir havası var bu kitabın. Aslında çevirinin de başarısıyla oldukça akıcı bir hale gelmiş üslup, ancak yazılanlar o kadar yoğun ki ister istemez Kafka ağırlığı çöküyor insanın üzerine. Ben bu mektuplarda aşk adına şunu gördüm, aslında Kafka da Milena da hiçbir şekilde düzenlerini bozma taraftarı değiller. Birbirlerine çaresizce yazmaktan başka yaptıkları hiçbir şey yok. Kitap hakkında verilen bilgiler kısmında yazılanlara göre sadece üç kere görüşebilme şansları olmuş. İkisi de bu mektupların onları daha kötü bir ruh haline soktuğunu bilmelerine rağmen asla yazmaktan vazgeçemiyorlar. Kitapta mektupların tek taraflı olması okuru daha fazla yoruyor, birçok konuda Milena’nın düşüncelerini doldurmak durumunda kalıyor okur. Milena evliliğinde mutsuz ve eşi tarafından birçok kez de aldatılmasına rağmen onu yine de bırakmak istemez. Kafka bu duruma arada sitem etse de asla Milena’ya net bir şekilde gel de demez. Kafka’nın da bana kalırsa bu aşk konusunda büyük çelişkileri var. Kitabın sonunda Milena’nın Kafka’nın çok yakın arkaşı olan Max Brod’a yazdığı mektuplar okuyucu için biraz aydınlatıcı olsada maalesef yine de aklında oluşan birçok soruya net cevap bulamıyor okur. #milenayamektuplar  #franzkafka  #panamayayıncılık  #muratibrahimçelebi  #kitapyorum  #kitaptavsiyesi  #kitaptanıtım  #bakadurbookstagram  #kitapeleştirisi  #almanedebiyatı 
Dr.Jekyll Ve Mr. Hyde’ın Tuhaf Hikayesi / Robert Louis Stevenson #okudumbitti #yorum 🦉Kitap isminin hakkını veren oldukça tuhaf bir hikaye hakikaten. Anlatım olarak sürükleyici ve gizemli. Benim gibi konuyu bilmeyenlerler için ise oldukça süprizli ve zaman zaman ürpertici. Ben yazarın gotik unsurları kullanmasını başarılı buldum ve biraz Poe’yu hatırladım. Aslında kitap okuyucuyu biraz şaşırtan bir türde yazılmış. İnsan okurken bazı yerleri nasıl anlamlandırması konusunda bocalayabiliyor. Çünkü yazar satır aralarını iyi kullanmış. İçinde psikolojik kavramlardan gerilime kadar birçok anlatım şekli kullanmış. İnsanın içinde bulunan iyilik ve kötülük hisselerinin çarpıştırılmasından doğan o bunalımlı gelgitler oldukça başarılı. Ben okurken acaba bu hikaye nereye gidecek diye merak ettim. Bence bu tarzın edebiyat severler tarafından görülmesi gerekir. Filmi biraz izledim ama sevemedim devam da etmek istemedim. Konuyu çok farklı şekilde ele almış.  Çok küçükken yazarın Define Adası kitabını büyük bir heyecanla okuduğumu hatırlıyorum. Kitap elimde fotoğrafını çekince paylaşırım. 🤗#robertlouisstevenson #drjekyllandmrhyde #drjekyllvemrhydeıntuhafhikayesi #aylinyengin #kırmızıkediyayınları #bakadurbookstagram #kitapyorum #kitaptavsiyeleri #kitaptanıtım
Dr.Jekyll Ve Mr. Hyde’ın Tuhaf Hikayesi / Robert Louis Stevenson #okudumbitti  #yorum  🦉Kitap isminin hakkını veren oldukça tuhaf bir hikaye hakikaten. Anlatım olarak sürükleyici ve gizemli. Benim gibi konuyu bilmeyenlerler için ise oldukça süprizli ve zaman zaman ürpertici. Ben yazarın gotik unsurları kullanmasını başarılı buldum ve biraz Poe’yu hatırladım. Aslında kitap okuyucuyu biraz şaşırtan bir türde yazılmış. İnsan okurken bazı yerleri nasıl anlamlandırması konusunda bocalayabiliyor. Çünkü yazar satır aralarını iyi kullanmış. İçinde psikolojik kavramlardan gerilime kadar birçok anlatım şekli kullanmış. İnsanın içinde bulunan iyilik ve kötülük hisselerinin çarpıştırılmasından doğan o bunalımlı gelgitler oldukça başarılı. Ben okurken acaba bu hikaye nereye gidecek diye merak ettim. Bence bu tarzın edebiyat severler tarafından görülmesi gerekir. Filmi biraz izledim ama sevemedim devam da etmek istemedim. Konuyu çok farklı şekilde ele almış. Çok küçükken yazarın Define Adası kitabını büyük bir heyecanla okuduğumu hatırlıyorum. Kitap elimde fotoğrafını çekince paylaşırım. 🤗#robertlouisstevenson  #drjekyllandmrhyde  #drjekyllvemrhydeıntuhafhikayesi  #aylinyengin  #kırmızıkediyayınları  #bakadurbookstagram  #kitapyorum  #kitaptavsiyeleri  #kitaptanıtım 
Beni Asla Bırakma / Kazuo Ishiguro #okudumbitti #yorum 🦉Kazuo Ishiguro’nun kalemiyle sonunda tanışmış oldum. Beni Asla Bırakma bilindiği gibi yazarın fazlasıyla ses getirmiş olan bir kitabı. Kitap senaryo tadında oldukça güçlü başlıyor. Ancak tempo aynı yükselişte devam etmiyor. Benim kitaba dair en sevdiğim nokta yazarın anlatımı ve bu anlatımın aynen başarılı bir çeviriyle aktarılması oldu. Bana göre kitabı ayakta tutan üç unsur var; anlatım, gizem ve merak. Bir yere kadar gizemi konu oluşturduğu için konuya hiç girmeyeceğim. Kurgu kesinlikle daha az sayfa sayısıyla anlatılmalıydı , çünkü zaman zaman gereksiz ayrıntılarla sıkıcı bir hale gelebiliyor. Kitabı elinize aldığınız gibi okuyup bitirirseniz evet size fazlasıyla etkileyici gelecektir, ancak birtakım ayrıntılara inince bazı unsurlar göze batıyor. Çok fazla eleştirisel gözle baktığım nokta oldu, ancak hepsini buraya yazmak mümkün değil. #kazuoishiguro #beniaslabırakma #neverletmego #minehaydaroglu #ykyyayınları #kitapeleştirisi #kitapyorum #bakadurbookstagram #nobelprizewinner #nobeledebiyatödülü
Beni Asla Bırakma / Kazuo Ishiguro #okudumbitti  #yorum  🦉Kazuo Ishiguro’nun kalemiyle sonunda tanışmış oldum. Beni Asla Bırakma bilindiği gibi yazarın fazlasıyla ses getirmiş olan bir kitabı. Kitap senaryo tadında oldukça güçlü başlıyor. Ancak tempo aynı yükselişte devam etmiyor. Benim kitaba dair en sevdiğim nokta yazarın anlatımı ve bu anlatımın aynen başarılı bir çeviriyle aktarılması oldu. Bana göre kitabı ayakta tutan üç unsur var; anlatım, gizem ve merak. Bir yere kadar gizemi konu oluşturduğu için konuya hiç girmeyeceğim. Kurgu kesinlikle daha az sayfa sayısıyla anlatılmalıydı , çünkü zaman zaman gereksiz ayrıntılarla sıkıcı bir hale gelebiliyor. Kitabı elinize aldığınız gibi okuyup bitirirseniz evet size fazlasıyla etkileyici gelecektir, ancak birtakım ayrıntılara inince bazı unsurlar göze batıyor. Çok fazla eleştirisel gözle baktığım nokta oldu, ancak hepsini buraya yazmak mümkün değil. #kazuoishiguro  #beniaslabırakma  #neverletmego  #minehaydaroglu  #ykyyayınları  #kitapeleştirisi  #kitapyorum  #bakadurbookstagram  #nobelprizewinner  #nobeledebiyatödülü 
Tespih Ağacının Gölgesinde / Harper Lee #okudumbitti #yorum 🦉Tam bir Bülbülü Öldürmek hayranı ben, Harper Lee’nin 55 yıl sonra yayımlanan devam kitabını okumayı sabırsızlıkla bekleyenlerdendim. İki kitap arasında fazlasıyla farklılık var; bu da zaman kavramının ve değişimin büyük bir örneği. Bana kalırsa zaman hem yazarın anlatım şeklinde hem de romanın o büyülü havasında çok şeyi değiştirmiş. İşin ilginç tarafı ise yazar aslında bu ikinci kitabı Bülbülü Öldürmek’ten daha önce kaleme almış ancak bazı sebeplerden dolayı yayımlatmamış. Daha sonra elbette üzerinde bazı değişiklikler yapılarak uzunca bir aradan sonra yayımlanması da kitaptaki etkiyi düşürmüş. Birinci kitapta karşımızda afacan bir kız çocuğu Scout var; bu kitapta ise artık ona Scout yerine Jean-Louise diyoruz  kendisi de kesinlikle böyle olması gerektiğini düşünüyor. (bu önemli bir ayrıntı okurlar için) Bir de birinci kitapta adalet anlayışına hayran kaldığımız baba karakteri Atticus Finch var. ( hatırlamak için birinci kitaptan bazı yazılar okudum ) İkinci kitapta bu karakterdeki birtakım değişimler okuyucunun dikkatinden kaçmayacaktır. Benim dikkatimi çeken bir diğer konu ise yazarın zamanla anlatımındaki o cesur tavrın değişmesi; evet ırkçılık adına yine söylemleri mevcut ancak bunun için kitabın sonunu sabırla beklemek gerekiyor. Bülbülü Öldürmek kitabında yazar satır aralarına çok şey sığdırmıştı, beni en çok etkileyen aslında o olmuştu. Okuru hem heyecanlandırıyordu Lee hem de düşündürüyordu. Ancak bu kitapta o anlatıma sahit olamadım. Bunun sebebi ise kitabı bir beklenti içinde okumaktı. Bülbülü Öldürmek kesinlikle  bambaşka bir dünyaydı. Tespih Ağacının Gölgesinde birinci kitaptan bağımsız okunabilecek bir tarzda yazılmış. Belki öncesinde okunursa beklentileri karşılar. Bülbülü Öldürmek fanatiklerini pek de tatmin edecek gibi gelmedi bana, karar sizin, okuyun ve görün derim. #tespihağacınıngölgesinde #bülbülüöldürmek #harperlee #gosetawatchman #pürenözgören #selyayıncılık #amerikanedebiyatı #ırkçılık #scout #jeanlouisefinch #bakadurbookstagram #kitapyorum #kitapeleştirisi #kitaptavsiyeleri #kitaptanıtımı #maycomb
Tespih Ağacının Gölgesinde / Harper Lee #okudumbitti  #yorum  🦉Tam bir Bülbülü Öldürmek hayranı ben, Harper Lee’nin 55 yıl sonra yayımlanan devam kitabını okumayı sabırsızlıkla bekleyenlerdendim. İki kitap arasında fazlasıyla farklılık var; bu da zaman kavramının ve değişimin büyük bir örneği. Bana kalırsa zaman hem yazarın anlatım şeklinde hem de romanın o büyülü havasında çok şeyi değiştirmiş. İşin ilginç tarafı ise yazar aslında bu ikinci kitabı Bülbülü Öldürmek’ten daha önce kaleme almış ancak bazı sebeplerden dolayı yayımlatmamış. Daha sonra elbette üzerinde bazı değişiklikler yapılarak uzunca bir aradan sonra yayımlanması da kitaptaki etkiyi düşürmüş. Birinci kitapta karşımızda afacan bir kız çocuğu Scout var; bu kitapta ise artık ona Scout yerine Jean-Louise diyoruz kendisi de kesinlikle böyle olması gerektiğini düşünüyor. (bu önemli bir ayrıntı okurlar için) Bir de birinci kitapta adalet anlayışına hayran kaldığımız baba karakteri Atticus Finch var. ( hatırlamak için birinci kitaptan bazı yazılar okudum ) İkinci kitapta bu karakterdeki birtakım değişimler okuyucunun dikkatinden kaçmayacaktır. Benim dikkatimi çeken bir diğer konu ise yazarın zamanla anlatımındaki o cesur tavrın değişmesi; evet ırkçılık adına yine söylemleri mevcut ancak bunun için kitabın sonunu sabırla beklemek gerekiyor. Bülbülü Öldürmek kitabında yazar satır aralarına çok şey sığdırmıştı, beni en çok etkileyen aslında o olmuştu. Okuru hem heyecanlandırıyordu Lee hem de düşündürüyordu. Ancak bu kitapta o anlatıma sahit olamadım. Bunun sebebi ise kitabı bir beklenti içinde okumaktı. Bülbülü Öldürmek kesinlikle bambaşka bir dünyaydı. Tespih Ağacının Gölgesinde birinci kitaptan bağımsız okunabilecek bir tarzda yazılmış. Belki öncesinde okunursa beklentileri karşılar. Bülbülü Öldürmek fanatiklerini pek de tatmin edecek gibi gelmedi bana, karar sizin, okuyun ve görün derim. #tespihağacınıngölgesinde  #bülbülüöldürmek  #harperlee  #gosetawatchman  #pürenözgören  #selyayıncılık  #amerikanedebiyatı  #ırkçılık  #scout  #jeanlouisefinch  #bakadurbookstagram  #kitapyorum  #kitapeleştirisi  #kitaptavsiyeleri  #kitaptanıtımı  #maycomb 
Frida Kahlo / Aşk Ve Acı #okudumbitti #yorum 🦉Birçok okurun da bildiği gibi kitap ünlü ressam Frida Kahlo’nun acılarla dolu, bir o kadar da güçlü yaşamını anlatıyor. Ancak ben böyle bir hayatın daha derin ve etkileyici anlatılmasını beklerdim. Kitabı okurken başlarda tam algılayamasamda sonlara gelirken yazarın anlatımındaki iniş ve çıkışların doğru kullanılmadığını düşündüm. Bazı sayfalar akıp giderken bazı sayfalarda adeta sayfayı çevirmekte zorlandım. Evet konunun ağırlığı ve insanı ruhsal anlamda boğduğu kaçınılmaz; sonuçta karşımızda derin acılar yaşamış sıradan sayılmayacak bir kadın var. İşte tam da bu noktada okur biraz anlatımla o duyguları daha derin yaşamak istiyor. Aşk ve acı temaları kitabın da adını oluşturduğundan bana kalırsa daha güçlü olmalıydı. Ben bir okur olarak anlatımdan fazla etkilenemedim. Ama tabii ki Frida mutlaka olunmalı ve tanınmalı. Bir de filmini izleyip o açıdan bakmak istiyorum konuya. #fridakahlo #aşkveacı #raudajamis #everestyayınları #hülyauğurtanrıöver #unutulmayankadınlar #diegorivera #meksika #kitaptavsiyeleri #kitaptanıtım #kitapeleştirisi #bakadurbookstagram #yaşamöyküsü #ressam
Frida Kahlo / Aşk Ve Acı #okudumbitti  #yorum  🦉Birçok okurun da bildiği gibi kitap ünlü ressam Frida Kahlo’nun acılarla dolu, bir o kadar da güçlü yaşamını anlatıyor. Ancak ben böyle bir hayatın daha derin ve etkileyici anlatılmasını beklerdim. Kitabı okurken başlarda tam algılayamasamda sonlara gelirken yazarın anlatımındaki iniş ve çıkışların doğru kullanılmadığını düşündüm. Bazı sayfalar akıp giderken bazı sayfalarda adeta sayfayı çevirmekte zorlandım. Evet konunun ağırlığı ve insanı ruhsal anlamda boğduğu kaçınılmaz; sonuçta karşımızda derin acılar yaşamış sıradan sayılmayacak bir kadın var. İşte tam da bu noktada okur biraz anlatımla o duyguları daha derin yaşamak istiyor. Aşk ve acı temaları kitabın da adını oluşturduğundan bana kalırsa daha güçlü olmalıydı. Ben bir okur olarak anlatımdan fazla etkilenemedim. Ama tabii ki Frida mutlaka olunmalı ve tanınmalı. Bir de filmini izleyip o açıdan bakmak istiyorum konuya. #fridakahlo  #aşkveacı  #raudajamis  #everestyayınları  #hülyauğurtanrıöver  #unutulmayankadınlar  #diegorivera  #meksika  #kitaptavsiyeleri  #kitaptanıtım  #kitapeleştirisi  #bakadurbookstagram  #yaşamöyküsü  #ressam 
Elia ile Yolculuk / Zülfü Livaneli #okudumbitti #yorum 🦉İlk kez bu kadar hızla bitirdiğim bir kitabı bu kadar geç yorumluyorum. Hafta sonu bitmez tükenmez gezmeler, cuma günü tutan migrenim derken anca fırsat buluyorum. Kitabı elime alır almaz bitirdim aslında. Livaneli okumayı gerçekten özlemişim. Yazarın bu kitabı, anı tarzında yani diğer kitaplarından biraz farklı bir anlatıma sahip. Hem öykücülüğünü hem de romanlarını tatmış bir okuyucu olan ben, muhteşem kurguya sahip romanlarını daha çok seviyorum. Tabii ki bu kitabında daha samimi bir Livaneli var. Hayranları mutlaka çok seveceklerdir. Kitabında ünlü sinemacı ve yazar olan Elia Kazan ile olan anılarına yer vermiş Livaneli. Kitabın başında biraz ısınamamış gibi olsamda ilerleyen sayfalarda kitabı elimden bırakmadım, sona doğru da bir hüzünleştim. Bizim de böyle bir yolculuğumuz oldu Livaneli  ile. Huzursuzluk kitabını da mutlaka okumak istiyorum. Merak ettiklerimden o da. Ayrıca kitapta yer alan M.K Perker’in çizimlerine bayıldım. Kitaba farklı bir hava vermiş. Okuyucuyu da daha fazla anıların içine çekiyor. Okumak isteyenler için benim izlenimlerim bunlar.🤗 #zülfülivaneli #eliaileyolculuk #karakargayayinlari #mkperker #anı #eliakazan #anadolu #özlem #bakadurbookstagram #türkedebiyatı #kitapyorum #kitaptanıtım #finished #mantarsoslumakarna
Elia ile Yolculuk / Zülfü Livaneli #okudumbitti  #yorum  🦉İlk kez bu kadar hızla bitirdiğim bir kitabı bu kadar geç yorumluyorum. Hafta sonu bitmez tükenmez gezmeler, cuma günü tutan migrenim derken anca fırsat buluyorum. Kitabı elime alır almaz bitirdim aslında. Livaneli okumayı gerçekten özlemişim. Yazarın bu kitabı, anı tarzında yani diğer kitaplarından biraz farklı bir anlatıma sahip. Hem öykücülüğünü hem de romanlarını tatmış bir okuyucu olan ben, muhteşem kurguya sahip romanlarını daha çok seviyorum. Tabii ki bu kitabında daha samimi bir Livaneli var. Hayranları mutlaka çok seveceklerdir. Kitabında ünlü sinemacı ve yazar olan Elia Kazan ile olan anılarına yer vermiş Livaneli. Kitabın başında biraz ısınamamış gibi olsamda ilerleyen sayfalarda kitabı elimden bırakmadım, sona doğru da bir hüzünleştim. Bizim de böyle bir yolculuğumuz oldu Livaneli ile. Huzursuzluk kitabını da mutlaka okumak istiyorum. Merak ettiklerimden o da. Ayrıca kitapta yer alan M.K Perker’in çizimlerine bayıldım. Kitaba farklı bir hava vermiş. Okuyucuyu da daha fazla anıların içine çekiyor. Okumak isteyenler için benim izlenimlerim bunlar.🤗 #zülfülivaneli  #eliaileyolculuk  #karakargayayinlari  #mkperker  #anı  #eliakazan  #anadolu  #özlem  #bakadurbookstagram  #türkedebiyatı  #kitapyorum  #kitaptanıtım  #finished  #mantarsoslumakarna 
Korku / Stefan Zweig #okudumbitti #yorum 🦉Kadın psikolojisini son derece büyük bir derinlikle yansıtan Zweig bu öyküsünde sekiz yıllık rahat bir evlilik hayatı sürdüren Irene’nın eşini aldatma macerasında yakalanıp uzun soluklu bir şantaja maruz kalmasıyla yaşadığı derin korku ve bunalımı anlatıyor. Irene  o günden sonra asla huzur bulamaz. Eşine her şeyi itiraf etme ve etmeme konusunda yaşadığı ikilem onu içinden çıkılmaz bir bunalıma sürükler. Tabii ki okuyucu da Irene ile birlikte aynı korkuyu ve heyecanı yaşamaktadır. Bu da bir Zweig anlatım başarısı. Aslında sonuç tahmin ediliyor. Olay başından belli ama Zweig’ın amacı zaten okuru olaya odaklamak değil durumun yaratmış olduğu o yoğun  hisleri yaşatmak. Kitap aynı zamanda yine okurken sorgulatan ve düşündüren bir kitap. Değişen ne olursa olsun değişmeyen tek şey erkeğin evlilikle beraber kendini alışkanlıklara bırakıp hayatındaki kadını sevgisizlikle  ruhsal bir boşluğa sürüklemesi ve yaşanan binbir türlü sorunlar. Biraz ilgi ve sevginin her şeyin üstesinden geleceği inancındayım. Boşluk hissi bana kalırsa insan psikolojisini en derinden sarsan unsur. #korkustefanzweig #korku #angst #stefanzweig #öykü #türkiyeişbankasıkültüryayınları #ilknurigan #modernklasiklerdizisi #ırene #almanedebiyatı #evlilik #bakadurbookstagram
Korku / Stefan Zweig #okudumbitti  #yorum  🦉Kadın psikolojisini son derece büyük bir derinlikle yansıtan Zweig bu öyküsünde sekiz yıllık rahat bir evlilik hayatı sürdüren Irene’nın eşini aldatma macerasında yakalanıp uzun soluklu bir şantaja maruz kalmasıyla yaşadığı derin korku ve bunalımı anlatıyor. Irene o günden sonra asla huzur bulamaz. Eşine her şeyi itiraf etme ve etmeme konusunda yaşadığı ikilem onu içinden çıkılmaz bir bunalıma sürükler. Tabii ki okuyucu da Irene ile birlikte aynı korkuyu ve heyecanı yaşamaktadır. Bu da bir Zweig anlatım başarısı. Aslında sonuç tahmin ediliyor. Olay başından belli ama Zweig’ın amacı zaten okuru olaya odaklamak değil durumun yaratmış olduğu o yoğun hisleri yaşatmak. Kitap aynı zamanda yine okurken sorgulatan ve düşündüren bir kitap. Değişen ne olursa olsun değişmeyen tek şey erkeğin evlilikle beraber kendini alışkanlıklara bırakıp hayatındaki kadını sevgisizlikle ruhsal bir boşluğa sürüklemesi ve yaşanan binbir türlü sorunlar. Biraz ilgi ve sevginin her şeyin üstesinden geleceği inancındayım. Boşluk hissi bana kalırsa insan psikolojisini en derinden sarsan unsur. #korkustefanzweig  #korku  #angst  #stefanzweig  #öykü  #türkiyeişbankasıkültüryayınları  #ilknurigan  #modernklasiklerdizisi  #ırene  #almanedebiyatı  #evlilik  #bakadurbookstagram 
Kabil / José Saramago #okudumbitti #yorum 🦉Yazarla tanışmak için son kitabını seçmiş olmanın hata olduğunu böylece görmüş oldum. Kitap zaten oldukça iddialı bir kitap ve bana kalırsa yazar bundan daha fazlası olmalı. Kitap hakkındaki düşüncelerime gelirsek: Kitap konu bakımından pek ilgimi çekmediği için severek okuyamadım. Konunun işlenişi evet oldukça cesurcaydı. Yazar Havva ile Adem’in oğlu olan kardeş katili Kabil’in tanrı tarafından lanetlenmesini işliyor kitapta ve bunu dini, mitolojik hikayelerden yararlanarak sunuyor okuyucuya. Kabil yazarın sözcüsü niteliğinde, yazarın inanç ve düşüncelerini oldukça ironik bir dille ifade ediyor Kabil karakteri. İnançlarımızı bir kenara bırakalım ve öyle okuyalım bu kitabı diyoruz ama yazarın fazlasıyla alaycı anlatımı ister istemez insanı itiyor. Yazar tanrıdan ‘Efendi’ diye söz ediyor ve tanrıyla büyük bir hesaplaşma içine giriyor. Yazarın tek okuduğum kitabı Kabil olduğu için yazarı sadece bu kitap üzerinden değerlendirmemi de lütfen göz ardı etmeyin. Tabii ki bu kitap yazarı tanımama yetmedi. O sebeple Körlük ve Görmek kitabını da mutlaka okumak istiyorum. Bunların dışında yazarın anlatımı oldukça akıcı; kitabı okumam söylenenlerin aksine hiç de zor olmadı. Evet yazarın kendine has bir anlatım tarzı ve biçimi var ama bu tam aksine bana iyi geldi. Yazarın noktalama işaretlerindeki kuralsızlığı da bana kalırsa bir baş kaldırı ve sisteme olan umursamazlığını simgeliyor. Bazılarına göre Kabil cesurca bir anlatım örneği, bazılarına göreyse sınırı oldukça aşmış bir kitap; benim içinse mutlaka görülmesi okunması gereken bir Saramago örneği. Bir kitabı sevmemek onu asla algılayamadığımız anlamına gelmez. Bu kitap tam tersine beni diğer Saramago kitaplarını okumak için kamçıladı. Okuyun ve mutlaka eleştirin. 😉 Not: Ben çevirinin de oldukça dozunda olduğunu düşünüyorum. Yazarın üslubuna sadık kalındığı fazlasıyla aşikar. Çevirmeni de tebrik etmek lazım. #josesaramago #kabil #caim #kırmızıkedi #ışıkergüden #nobeledebiyatödülü #din #mitoloji #portekizedebiyatı #ironi #bakadurbookstagram #tanrı #kitapeleştirisi #kitaptanıtım
Kabil / José Saramago #okudumbitti  #yorum  🦉Yazarla tanışmak için son kitabını seçmiş olmanın hata olduğunu böylece görmüş oldum. Kitap zaten oldukça iddialı bir kitap ve bana kalırsa yazar bundan daha fazlası olmalı. Kitap hakkındaki düşüncelerime gelirsek: Kitap konu bakımından pek ilgimi çekmediği için severek okuyamadım. Konunun işlenişi evet oldukça cesurcaydı. Yazar Havva ile Adem’in oğlu olan kardeş katili Kabil’in tanrı tarafından lanetlenmesini işliyor kitapta ve bunu dini, mitolojik hikayelerden yararlanarak sunuyor okuyucuya. Kabil yazarın sözcüsü niteliğinde, yazarın inanç ve düşüncelerini oldukça ironik bir dille ifade ediyor Kabil karakteri. İnançlarımızı bir kenara bırakalım ve öyle okuyalım bu kitabı diyoruz ama yazarın fazlasıyla alaycı anlatımı ister istemez insanı itiyor. Yazar tanrıdan ‘Efendi’ diye söz ediyor ve tanrıyla büyük bir hesaplaşma içine giriyor. Yazarın tek okuduğum kitabı Kabil olduğu için yazarı sadece bu kitap üzerinden değerlendirmemi de lütfen göz ardı etmeyin. Tabii ki bu kitap yazarı tanımama yetmedi. O sebeple Körlük ve Görmek kitabını da mutlaka okumak istiyorum. Bunların dışında yazarın anlatımı oldukça akıcı; kitabı okumam söylenenlerin aksine hiç de zor olmadı. Evet yazarın kendine has bir anlatım tarzı ve biçimi var ama bu tam aksine bana iyi geldi. Yazarın noktalama işaretlerindeki kuralsızlığı da bana kalırsa bir baş kaldırı ve sisteme olan umursamazlığını simgeliyor. Bazılarına göre Kabil cesurca bir anlatım örneği, bazılarına göreyse sınırı oldukça aşmış bir kitap; benim içinse mutlaka görülmesi okunması gereken bir Saramago örneği. Bir kitabı sevmemek onu asla algılayamadığımız anlamına gelmez. Bu kitap tam tersine beni diğer Saramago kitaplarını okumak için kamçıladı. Okuyun ve mutlaka eleştirin. 😉 Not: Ben çevirinin de oldukça dozunda olduğunu düşünüyorum. Yazarın üslubuna sadık kalındığı fazlasıyla aşikar. Çevirmeni de tebrik etmek lazım. #josesaramago  #kabil  #caim  #kırmızıkedi  #ışıkergüden  #nobeledebiyatödülü  #din  #mitoloji  #portekizedebiyatı  #ironi  #bakadurbookstagram  #tanrı  #kitapeleştirisi  #kitaptanıtım 
Bakir İntiharlar / Jeffrey Eugenides #okudumbitti #yorum 🦉Gizemli olan her şey daima merak uyandırır. İşte Lisbon ailesi de çevreleri için tam bir kapalı kutuydu. Bu sebeple de mahallenin gözleri genellikle üzerlerindeydi. Ancak en büyük sorular evin en küçük kızı Cecilia’nın akıl erdiremedikleri intiharıyla başlar. Kitap boyunca okuyucu büyük bir merakla bu intiharın ve arkasından gelecek olan kız kardeşlerin  intiharların sebebini sorgulayarak okur kitabı. Pekala okuyucu bu neden sorusuna bir cevap bulabilecek midir? Ben kitabı büyük bir merak ve ilgiyle okudum. Konunun zaman zaman psikolojik baskısıyla daraldım, sonunu fazlasıyla merak ettim. Kitabın bir sonla başlaması bana kalırsa başarılı yönlerden biriydi. Yazar geri dönüş tekniklerinden yararlanmış.  Anlatımda zaman kavramı değişkenlik gösteriyor. Anılardan yararlanılıyor. Anlatıcı olarak da farklı bir yöntem seçilmiş. Olaylar mahallenin gençleri tarafından, çoğunlukla varsayımlar üzerinden anlatılıyor. Onlar da bu gizemli aileye yaklaşmayı çok da başaramıyorlar. Ailede en büyük sorun annenin fazlasıyla baskıcı olması ve çocuklarını tamamen dini kurallar çerçevesinde yetiştirme çabası içinde bulunmasıydı. Yazar bu konuya rahatlıkla dikkat çekiyor. Ben kitabın basımını da çok beğendim; bu konuda #domingo gayet özenli çalışmış. Yazarın #middlesex kitabını da okumayı düşünüyorum.  Not: Film uyarlamasından memnun kalmadım daha güçlü bir çekim bekledim ama fazlasıyla basit kalmış kitaba göre. Olayların tamamen kitapla eş zamanlı gitme  çabası da filmde çok belliydi.  #bakirintiharlar #jeffreyeugenides #virginsuicides #amerikanedebiyatı #solmazkamuran #kitapyorum #kitaptavsiye #kitaptanıtım #finished #justread #domingoyayınevi #newyorktimes #lisbonailesi #intihar #suicide #bakadurbookstagram
Bakir İntiharlar / Jeffrey Eugenides #okudumbitti  #yorum  🦉Gizemli olan her şey daima merak uyandırır. İşte Lisbon ailesi de çevreleri için tam bir kapalı kutuydu. Bu sebeple de mahallenin gözleri genellikle üzerlerindeydi. Ancak en büyük sorular evin en küçük kızı Cecilia’nın akıl erdiremedikleri intiharıyla başlar. Kitap boyunca okuyucu büyük bir merakla bu intiharın ve arkasından gelecek olan kız kardeşlerin intiharların sebebini sorgulayarak okur kitabı. Pekala okuyucu bu neden sorusuna bir cevap bulabilecek midir? Ben kitabı büyük bir merak ve ilgiyle okudum. Konunun zaman zaman psikolojik baskısıyla daraldım, sonunu fazlasıyla merak ettim. Kitabın bir sonla başlaması bana kalırsa başarılı yönlerden biriydi. Yazar geri dönüş tekniklerinden yararlanmış. Anlatımda zaman kavramı değişkenlik gösteriyor. Anılardan yararlanılıyor. Anlatıcı olarak da farklı bir yöntem seçilmiş. Olaylar mahallenin gençleri tarafından, çoğunlukla varsayımlar üzerinden anlatılıyor. Onlar da bu gizemli aileye yaklaşmayı çok da başaramıyorlar. Ailede en büyük sorun annenin fazlasıyla baskıcı olması ve çocuklarını tamamen dini kurallar çerçevesinde yetiştirme çabası içinde bulunmasıydı. Yazar bu konuya rahatlıkla dikkat çekiyor. Ben kitabın basımını da çok beğendim; bu konuda #domingo  gayet özenli çalışmış. Yazarın #middlesex  kitabını da okumayı düşünüyorum. Not: Film uyarlamasından memnun kalmadım daha güçlü bir çekim bekledim ama fazlasıyla basit kalmış kitaba göre. Olayların tamamen kitapla eş zamanlı gitme çabası da filmde çok belliydi. #bakirintiharlar  #jeffreyeugenides  #virginsuicides  #amerikanedebiyatı  #solmazkamuran  #kitapyorum  #kitaptavsiye  #kitaptanıtım  #finished  #justread  #domingoyayınevi  #newyorktimes  #lisbonailesi  #intihar  #suicide  #bakadurbookstagram 
Feniçka / Lou Andreas-Salomé #okudumbitti 🦉Salome’den ilk okuduğum kitap Arayışlar olmuştu ve kendisine hayran kalmıştım. Güçlü anlatımı ve düşüncelerini cesurca ifade etmesi hemen Feniçka’yı okumaya sürükledi beni. Salome bu öyküsünde yine kadın erkek arasındaki ilişki üzerinden gidiyor. Erkeğin gözünden kadın imgesini sorguluyor daha çok. Kadın ve erkek aralarında herhangi duygusal veya cinsel bir çekim gücü olmadan dost olmayı başarabilirler mi? Salome bunu adeta ince işlenmiş bir kurguyla adım adım aktarıyor okuyucularına. Feniçka ve aralarında derin ve güçlü düşüncelerin cesurca konuşulduğu Max Werner ile sözü edilen dostluk kurulabilinecek mi? Ya da Feniçka’nın amacı gerçekten tam olarak nedir? Okurken okuyucuyu mutlaka derin düşüncelere sürüklecek bir kitap Feniçka. Güçlü bir kadın imgesi, kadın üzerinde kurulan toplumsal baskı  ve kadının iç dünyası, kadının erkeğin gözünde insan olarak görülme çabası, kadın ve evlilik vb. konular yine Salome’nin başarıyla okuyucuya aktardığı anlatımı şekillendirmiş. Ancak ben Salome’nin anlatımını Arayışlar’da daha güçlü buldum. Feniçka’da duyguların ifade edildiği kısımlarda biraz daha yoğun bir anlatım beklentisi içerisine girdim.  Üzerinde uzun uzun konuşulucak kitaplardan biri Feniçka.  Salome severler büyük bir ilgiyle okuyacaklardır eminim. 👍“erkekler meseleye böyle bakabilir; onlar ki her şeye hakları vardır ve bir şeyi gizlemeleri için kendi içsel nedenlerinden başka bir gerekçe söz konusu değildir. Fakat bizim için durum farklı ...”. #kitapyorum #feniçka #louandreassalome #ilknurigan #almanedebiyatı #türkiyeişbankasıkültüryayınları #fenitschka #modernklasiklerdizisi #bakadurbookstagram #feminizm #öykü
Feniçka / Lou Andreas-Salomé #okudumbitti  🦉Salome’den ilk okuduğum kitap Arayışlar olmuştu ve kendisine hayran kalmıştım. Güçlü anlatımı ve düşüncelerini cesurca ifade etmesi hemen Feniçka’yı okumaya sürükledi beni. Salome bu öyküsünde yine kadın erkek arasındaki ilişki üzerinden gidiyor. Erkeğin gözünden kadın imgesini sorguluyor daha çok. Kadın ve erkek aralarında herhangi duygusal veya cinsel bir çekim gücü olmadan dost olmayı başarabilirler mi? Salome bunu adeta ince işlenmiş bir kurguyla adım adım aktarıyor okuyucularına. Feniçka ve aralarında derin ve güçlü düşüncelerin cesurca konuşulduğu Max Werner ile sözü edilen dostluk kurulabilinecek mi? Ya da Feniçka’nın amacı gerçekten tam olarak nedir? Okurken okuyucuyu mutlaka derin düşüncelere sürüklecek bir kitap Feniçka. Güçlü bir kadın imgesi, kadın üzerinde kurulan toplumsal baskı ve kadının iç dünyası, kadının erkeğin gözünde insan olarak görülme çabası, kadın ve evlilik vb. konular yine Salome’nin başarıyla okuyucuya aktardığı anlatımı şekillendirmiş. Ancak ben Salome’nin anlatımını Arayışlar’da daha güçlü buldum. Feniçka’da duyguların ifade edildiği kısımlarda biraz daha yoğun bir anlatım beklentisi içerisine girdim. Üzerinde uzun uzun konuşulucak kitaplardan biri Feniçka. Salome severler büyük bir ilgiyle okuyacaklardır eminim. 👍“erkekler meseleye böyle bakabilir; onlar ki her şeye hakları vardır ve bir şeyi gizlemeleri için kendi içsel nedenlerinden başka bir gerekçe söz konusu değildir. Fakat bizim için durum farklı ...”. #kitapyorum  #feniçka  #louandreassalome  #ilknurigan  #almanedebiyatı  #türkiyeişbankasıkültüryayınları  #fenitschka  #modernklasiklerdizisi  #bakadurbookstagram  #feminizm  #öykü 
Üç Buçuk Öykü / Patrick Süskind #okudumbitti 🦉Süskind’ı çoğu okur Koku kitabıyla tanır, ben de tam bir Koku hayranı olarak bu kitabını kesinlikle Koku ile karşılaştırma yanılgısına düşmeyeceğim. Koku’nun yeri tamamen farklı. Süskind’ın bu kısa öykülerden oluşan kitabına gelirsek; ben severek okudum. İçindeki öyküler anlatım yönünden ve konu bakımından birbirinden her ne kadar farklı olsada bir Süskind bütünlüğü olarak bakacak olursak; özünde insani değerleri işleyen, umut, korku, başarı ve başarızsılık, intihar, değer ve değersizlik gibi kavramlar üzerinde yoğunlaştığı okunası  bir öykü kitabı olmuş. Derinlik Baskısı en sevdiğim öykü oldu. Bir Çatışma öyküsü konunun sadece satranç üzerinden gitmesinden ötürü değil, ancak okurken bana Zweig’ın meşhur Satranç öyküsü anlatımını hissettirdi. Okuyanlar aynı şeyi düşünür mü bilemem ama sadece çağrışım yapmanın ötesinde bir durumdu bu. Eğer kitabı sadece öyküler üzerinden değerlendirirseniz bence istediğinizi bulursunuz. Bununla yetinmeyip bir Süskind şaheseri olan Koku’daki arayışların peşine düşerseniz büyük bir hayal kırıklığı yaşarsınız sevgili bookstagram dostlarım. 🤗 #patricksüskind #üçbuçuköykü #dreigeschichten #ilknurözdemir #canyayınları #almanedebiyatı #kitaptavsiyesi #kitapyorum #öykü #kısaöykü #bakadurbookstagram
Üç Buçuk Öykü / Patrick Süskind #okudumbitti  🦉Süskind’ı çoğu okur Koku kitabıyla tanır, ben de tam bir Koku hayranı olarak bu kitabını kesinlikle Koku ile karşılaştırma yanılgısına düşmeyeceğim. Koku’nun yeri tamamen farklı. Süskind’ın bu kısa öykülerden oluşan kitabına gelirsek; ben severek okudum. İçindeki öyküler anlatım yönünden ve konu bakımından birbirinden her ne kadar farklı olsada bir Süskind bütünlüğü olarak bakacak olursak; özünde insani değerleri işleyen, umut, korku, başarı ve başarızsılık, intihar, değer ve değersizlik gibi kavramlar üzerinde yoğunlaştığı okunası bir öykü kitabı olmuş. Derinlik Baskısı en sevdiğim öykü oldu. Bir Çatışma öyküsü konunun sadece satranç üzerinden gitmesinden ötürü değil, ancak okurken bana Zweig’ın meşhur Satranç öyküsü anlatımını hissettirdi. Okuyanlar aynı şeyi düşünür mü bilemem ama sadece çağrışım yapmanın ötesinde bir durumdu bu. Eğer kitabı sadece öyküler üzerinden değerlendirirseniz bence istediğinizi bulursunuz. Bununla yetinmeyip bir Süskind şaheseri olan Koku’daki arayışların peşine düşerseniz büyük bir hayal kırıklığı yaşarsınız sevgili bookstagram dostlarım. 🤗 #patricksüskind  #üçbuçuköykü  #dreigeschichten  #ilknurözdemir  #canyayınları  #almanedebiyatı  #kitaptavsiyesi  #kitapyorum  #öykü  #kısaöykü  #bakadurbookstagram 
Bir Haz Markası / Chuck Palahniuk #okudumbitti 🦉Yazarın okumuş olduğum ikinci kitabı olan Haz Markası ütopik bir anlatıma sahip. Palahniuk tutkunları bilirler ki o edebiyatın aykırı adamı ve yeraltı edebiyatının önemli örneklerinden biridir. Kitap konu ve anlatım bakımından herkesin sevebileceği bir örnek değil. Özellikle yaş sınırı dikkate alınarak okunması tavsiyemdir. Tabii burada okuduğunu algılama konusunda belirli bir çizgide olan okurlar kitabın sadece cinsellik noktasına takılıp kalmayacaklarını iyi bilirler. Yazar, kadın erkek ilişkisi üzerinden oldukça farklı alanlara da göndermelerde bulunuyor. Anlatımın ritmi değişkenlik gösteriyor. Örneğin giriş bölümü bir bestseller tarzında kaleme alınmış. Ben bir ara okurken (kitabı okumadım film üzerinden bakacak olursak) Grinin Elli Tonu’yla benzerlikler fark ettim ki sonra kitapla ilgili bazı yazıları okurken Palahniuk’un o kitaba da birtakım göndermeler yaptığını öğrendim. Yazar modern dünyanın gidişatına da hatırı sayılır göndermelerde bulunuyor. Bunu özellikle kadınlar üzerinden yapıyor. Kadın kavramını ayrıntılı incelemekte fayda var bence. Kitabın ismi ve içeriği tam olarak uyumlu. Dediğim gibi kitap her okuyucuya hitap etmeye bilir, ben de zaman zaman konunun fazlasıyla uzatıldığı düşüncesiyle sıkıldım. Ama yazar konuyu sonda iyi toparlamış. Anlatımdaki iniş çıkışlar okuyucuyu bir nevi kontrol altına almış. Yazarın bu konudaki başarısı hissedilir derecede. Yazarın hayran kitlesi için bakacak olursak  kitap onları sanırım oldukça memnun eder. #chuckpalaniuk #birhazmarkası #beautifulyou #ayrıntıyayınları #ahmetaybarsçaglayan #yeraltıedebiyatı #ütopikanlatım #kitapyorum #kitapeleştirisi #bakadurbookstagram
Bir Haz Markası / Chuck Palahniuk #okudumbitti  🦉Yazarın okumuş olduğum ikinci kitabı olan Haz Markası ütopik bir anlatıma sahip. Palahniuk tutkunları bilirler ki o edebiyatın aykırı adamı ve yeraltı edebiyatının önemli örneklerinden biridir. Kitap konu ve anlatım bakımından herkesin sevebileceği bir örnek değil. Özellikle yaş sınırı dikkate alınarak okunması tavsiyemdir. Tabii burada okuduğunu algılama konusunda belirli bir çizgide olan okurlar kitabın sadece cinsellik noktasına takılıp kalmayacaklarını iyi bilirler. Yazar, kadın erkek ilişkisi üzerinden oldukça farklı alanlara da göndermelerde bulunuyor. Anlatımın ritmi değişkenlik gösteriyor. Örneğin giriş bölümü bir bestseller tarzında kaleme alınmış. Ben bir ara okurken (kitabı okumadım film üzerinden bakacak olursak) Grinin Elli Tonu’yla benzerlikler fark ettim ki sonra kitapla ilgili bazı yazıları okurken Palahniuk’un o kitaba da birtakım göndermeler yaptığını öğrendim. Yazar modern dünyanın gidişatına da hatırı sayılır göndermelerde bulunuyor. Bunu özellikle kadınlar üzerinden yapıyor. Kadın kavramını ayrıntılı incelemekte fayda var bence. Kitabın ismi ve içeriği tam olarak uyumlu. Dediğim gibi kitap her okuyucuya hitap etmeye bilir, ben de zaman zaman konunun fazlasıyla uzatıldığı düşüncesiyle sıkıldım. Ama yazar konuyu sonda iyi toparlamış. Anlatımdaki iniş çıkışlar okuyucuyu bir nevi kontrol altına almış. Yazarın bu konudaki başarısı hissedilir derecede. Yazarın hayran kitlesi için bakacak olursak kitap onları sanırım oldukça memnun eder. #chuckpalaniuk  #birhazmarkası  #beautifulyou  #ayrıntıyayınları  #ahmetaybarsçaglayan  #yeraltıedebiyatı  #ütopikanlatım  #kitapyorum  #kitapeleştirisi  #bakadurbookstagram 
Kara Çocuk / Richard Wright #okudumbitti 🦉Kitap yorumuma geçmeden önce sizlere tavsiyem kitabı görür görmez mutlaka almanız. Ben kitabı maalesef yazarı tanıyarak almadım ama yazara hayran kaldım bu kitabıyla. Mutlaka diğer kitaplarını da okuyacağım dediğim yazarlardan oldu Wright. Yazar altı yaşındaki bir çocuğun bakış açısıyla kendi hayatını muhteşem bir edebi kurgu çerçevesinde  anlatıyor. Kitabın kapağına aldanıp sakın içinde çok masum anlatımlar olduğu düşüncesine kapılmayın. Kapak maalesef kitabı yansıtamamış ama içinde anlatılan her şey soluk soluğa okuyacağınız, biraz canınızı sıkacak sizi biraz sarsacak,insanlık kavramını tekrar tekrar sorgulatacak türden. Richard’ın tamamen yoksulluk içinde geçirdiği çocukluğu, açlık ve sefaletin hakim olduğu bir aile içerisinde yaşadıkları, kendisini sadece dönemin ırkçı beyazlarından korumakla kalmayıp öncelikle aile içinde başlayan şiddet dramına karşı ayakta kalma mücadelesi sizi zaman zaman sinirlendirecek hatta ağlatacak. Ama sakın yazarın anlatımını ajitasyon üzerinden işlediği algısına düşmeyin, çünkü yazar muhteşem zekasıyla sizi oldukça şaşırtacak. Kitapla ilgili beni rahatsız eden iki şey oldu; biri hakkı verilmemiş kapak tasarımı ve basım. İkincisi fazlasıyla Türkçeleştirilmiş çeviri.  Orjinal dile mutlaka sadık kalınmalı. Yazar hakında henüz ayrıntılı bir araştırma yapamadım ama kaleminin gücü beni kendisine hayran bıraktı. Bu konuda okuduğum kitaplar arasında çok güçlü olduğunu gördüğüm bir kitap oldu Kara Çocuk. #karaçocuk #blackboy #richardwright #canyayınları #aydınemeç #bakadurbookstagram #kitapeleştirisi #kitaptavsiyesi #kitaptanıtım #kitapyorum #amerikanedebiyatı
Kara Çocuk / Richard Wright #okudumbitti  🦉Kitap yorumuma geçmeden önce sizlere tavsiyem kitabı görür görmez mutlaka almanız. Ben kitabı maalesef yazarı tanıyarak almadım ama yazara hayran kaldım bu kitabıyla. Mutlaka diğer kitaplarını da okuyacağım dediğim yazarlardan oldu Wright. Yazar altı yaşındaki bir çocuğun bakış açısıyla kendi hayatını muhteşem bir edebi kurgu çerçevesinde anlatıyor. Kitabın kapağına aldanıp sakın içinde çok masum anlatımlar olduğu düşüncesine kapılmayın. Kapak maalesef kitabı yansıtamamış ama içinde anlatılan her şey soluk soluğa okuyacağınız, biraz canınızı sıkacak sizi biraz sarsacak,insanlık kavramını tekrar tekrar sorgulatacak türden. Richard’ın tamamen yoksulluk içinde geçirdiği çocukluğu, açlık ve sefaletin hakim olduğu bir aile içerisinde yaşadıkları, kendisini sadece dönemin ırkçı beyazlarından korumakla kalmayıp öncelikle aile içinde başlayan şiddet dramına karşı ayakta kalma mücadelesi sizi zaman zaman sinirlendirecek hatta ağlatacak. Ama sakın yazarın anlatımını ajitasyon üzerinden işlediği algısına düşmeyin, çünkü yazar muhteşem zekasıyla sizi oldukça şaşırtacak. Kitapla ilgili beni rahatsız eden iki şey oldu; biri hakkı verilmemiş kapak tasarımı ve basım. İkincisi fazlasıyla Türkçeleştirilmiş çeviri. Orjinal dile mutlaka sadık kalınmalı. Yazar hakında henüz ayrıntılı bir araştırma yapamadım ama kaleminin gücü beni kendisine hayran bıraktı. Bu konuda okuduğum kitaplar arasında çok güçlü olduğunu gördüğüm bir kitap oldu Kara Çocuk. #karaçocuk  #blackboy  #richardwright  #canyayınları  #aydınemeç  #bakadurbookstagram  #kitapeleştirisi  #kitaptavsiyesi  #kitaptanıtım  #kitapyorum  #amerikanedebiyatı