an online Instagram web viewer
  • kitapzede
    Duygu
    @kitapzede

Images by kitapzede

... Eğer bir lokmacık bile sevemezsen beni
Hiç mi hiç sevemezsen eğer 
Acımı bağışla - beni hoşgör - Seni seviyorum ✔️Bana öyle  eğri bakma - Irak durma ellerden 
De - kuytuma çekilirim - De karanlığa kavuşurum 
Sımsıkı tutarım ellerimle utancımı
Sarıp sarmalarım - dürüp bükerim 
O an yüzün eğ benden Aşkım- kaçır benden 
Beni hoşgör- beni bağışla - Seni seviyorum .
“Rabindrananth Tagore”
... Eğer bir lokmacık bile sevemezsen beni Hiç mi hiç sevemezsen eğer Acımı bağışla - beni hoşgör - Seni seviyorum ✔️Bana öyle eğri bakma - Irak durma ellerden De - kuytuma çekilirim - De karanlığa kavuşurum Sımsıkı tutarım ellerimle utancımı Sarıp sarmalarım - dürüp bükerim O an yüzün eğ benden Aşkım- kaçır benden Beni hoşgör- beni bağışla - Seni seviyorum . “Rabindrananth Tagore”
Benim iş kültür modern klasiklerinden okuma sebebim, cümbür cemaat herkesin almasından aslında, hıhım bildiğiniz “görenden göz”🙈Yoksa serinin nerden baksanız yüzde seksenini  çeşitli yayınlardan zaten okudum, çok çok fark görüyor muyum “hayır”. Bir kısmını içerik olarak unuttuğumdan öyle aman aman mukayese şansım da kalmıyor. Çeviri diyorlar, o diyorlar, bu diyorlar. Ne diyeyim o denli iddialı değilim bu hususta. Çevirideki hasarı tespit için, önce kitabı orijinal dilinde okuyup, sonra çevrilmiş haliyle kıyas yapılabileceği kanaatindeyim, gözüme sokulmuş yazım hataları, yöresel deyimler, katolik cenazesinde “cenaze namazı” ya da Amerikan fantastik içinde “nazar değmesinden korkmak” gibi şeyler olmadıkça, temiz redaksiyon, temiz baskı, galiba benim için yeterli geliyor. Seriden epey de kitap aldım, daha önce söylemişimdir, bi kitabı çok fazla görünce, ister istemez öteliyorum. Okumadıklarımı kitaplığa yerleştirmedim vs vs. Ben bulutluyken ya masal okurum, ya şiir dedim. Çok da huzur verici gülümsetici olanını seçmedim.
✔️Oscar Wilde “Mutlu Prens”. Şimdiye kadar okumadıysanız, Wilde’in acemilik dönemi eseri, bencillik ve duyarsızlık temalı masallardan oluşuyor. Zaten elli sayfa, nerde olsa, ayaküstü bile okursunuz. İsmiyle orantılı şekilde mutlulukla dolup taşmıyor. Özel hayatındaki karanlık ve umutsuz damarın atışını, bu kısacık eserde bile yakalıyorsunuz .Bülbül ve Gül favori masalım👍🏻Ben hala hangi yayından olsa, olur diyorum☺️Aynı gece bir de şiir kitabı bitirdim fakat, bana hiç hitap etmedi. Sayfaya mı fotoğraflarım, hikayeye paslar geçer miyim bilmiyorum.
✔️Çok güzel bir Umberto Eco  paylaşıcam (inşallah) “çocuklar için” .. Cecü’nün Yer Cüceleri. Yani çok fotoğrafım birikti🙃🙈 Sevgim üzerinize olsun💕🐾
Benim iş kültür modern klasiklerinden okuma sebebim, cümbür cemaat herkesin almasından aslında, hıhım bildiğiniz “görenden göz”🙈Yoksa serinin nerden baksanız yüzde seksenini çeşitli yayınlardan zaten okudum, çok çok fark görüyor muyum “hayır”. Bir kısmını içerik olarak unuttuğumdan öyle aman aman mukayese şansım da kalmıyor. Çeviri diyorlar, o diyorlar, bu diyorlar. Ne diyeyim o denli iddialı değilim bu hususta. Çevirideki hasarı tespit için, önce kitabı orijinal dilinde okuyup, sonra çevrilmiş haliyle kıyas yapılabileceği kanaatindeyim, gözüme sokulmuş yazım hataları, yöresel deyimler, katolik cenazesinde “cenaze namazı” ya da Amerikan fantastik içinde “nazar değmesinden korkmak” gibi şeyler olmadıkça, temiz redaksiyon, temiz baskı, galiba benim için yeterli geliyor. Seriden epey de kitap aldım, daha önce söylemişimdir, bi kitabı çok fazla görünce, ister istemez öteliyorum. Okumadıklarımı kitaplığa yerleştirmedim vs vs. Ben bulutluyken ya masal okurum, ya şiir dedim. Çok da huzur verici gülümsetici olanını seçmedim. ✔️Oscar Wilde “Mutlu Prens”. Şimdiye kadar okumadıysanız, Wilde’in acemilik dönemi eseri, bencillik ve duyarsızlık temalı masallardan oluşuyor. Zaten elli sayfa, nerde olsa, ayaküstü bile okursunuz. İsmiyle orantılı şekilde mutlulukla dolup taşmıyor. Özel hayatındaki karanlık ve umutsuz damarın atışını, bu kısacık eserde bile yakalıyorsunuz .Bülbül ve Gül favori masalım👍🏻Ben hala hangi yayından olsa, olur diyorum☺️Aynı gece bir de şiir kitabı bitirdim fakat, bana hiç hitap etmedi. Sayfaya mı fotoğraflarım, hikayeye paslar geçer miyim bilmiyorum. ✔️Çok güzel bir Umberto Eco paylaşıcam (inşallah) “çocuklar için” .. Cecü’nün Yer Cüceleri. Yani çok fotoğrafım birikti🙃🙈 Sevgim üzerinize olsun💕🐾
..
Nemi kurumamış 
buğusu silinmemişliklerle karıl..
Kokusu silkelenmemişliklere sarıl..
Mış’ların beşiğinde uyu
Mış’ılll...
Mış’ılll...
“Meral Demir /Adım Kadın”
.. Nemi kurumamış buğusu silinmemişliklerle karıl.. Kokusu silkelenmemişliklere sarıl.. Mış’ların beşiğinde uyu Mış’ılll... Mış’ılll... “Meral Demir /Adım Kadın”
Siz de benim gibi,  abur cubur çocuğu musunuz? Size de sokakta satılan macun yasak mıydı? 🙈dipnot; kahveyi lüpletiyorum, sizi çoooook seviyorum💕
Siz de benim gibi, abur cubur çocuğu musunuz? Size de sokakta satılan macun yasak mıydı? 🙈dipnot; kahveyi lüpletiyorum, sizi çoooook seviyorum💕
Ben bulutluyken, ya şiir okuyorum, ya masal. Bu gece ikisi de var☺️Yarın paylaşırım. Şiiri de telefon net olarak almamış, tek kare çektim🙏🏻Sevgim üzerinize olsun💕
“Geleceğim, bekle dedi, gitti...
Ben beklemedim, o da gelmedi.
Ölüm gibi bir şey oldu..
Ama kimse ölmedi.
Özdemir Asaf”
Ben bulutluyken, ya şiir okuyorum, ya masal. Bu gece ikisi de var☺️Yarın paylaşırım. Şiiri de telefon net olarak almamış, tek kare çektim🙏🏻Sevgim üzerinize olsun💕 “Geleceğim, bekle dedi, gitti... Ben beklemedim, o da gelmedi. Ölüm gibi bir şey oldu.. Ama kimse ölmedi. Özdemir Asaf”
✔️Biz ya bakıp geçmeyi, ya eleştiriyi severiz.Fikrini beyan ederken, sen okuyorsun ya, her sorunun cevabını bilmen ve yanıtlaman gerekir. Oysa sorulanı bir önceki fotoğrafta zaten anlatmışsındır. Araştırmaz, didiklemez, çiğne lokmamı ağzıma tık der.Kitaba dair olumsuz eleştiri yapmışsan, yazanından, yayıncısına, oradan hayran kitlesine kadar, en az üç cephede savaşın var demektir. Orwell (Hayvan Çiftliğininin yazarı) bile hayatının bi döneminde kitap eleştirmenliği yapmış, yılda ortalama yüz kitap okuyan nitelikli okurun, içlerinden anca beş on tanesini beğenebileceğini söylemiş. Bende en azından bu rakam daha fazla, çünkü okurken araya klasikler, kült eserler de alıyorum. Yeni çıkanlardan sürekli yürüsem, ayağım çarpan taşlardan kurtulmaz.☺️🙈”Ben iyi araştırdım öyle aldım, ondan her okuduğum kitap güzel”,cümlesini okuduğumda havlu atmıştım. Vay canına yahu, kadın bildiğin müneccim demiştim içimden.Takdir etmedim mi, ohoo etmem mi☺️Beriki kaldır kondur klasik paylaşır, yaz biter kış gelir, nasip olsa hele bi nasip olsa okuyacaktır da evelallah🙃oysa kitaplar okunmadan fotoğraflanmaktan eskimiştir. Bir masa üzerinde 15-20 kitaba sahipken, alelacele indirimli sitelerden uygun fiyatlı kitaplar kovalanır, alınır, en acilinden kitaplık oluşturulur, oldu mu sana okumadan Önerici, oldu tü tü tü maşşallah. Vah vah sen akşamdan sabaha kapının önüne piramit dayasan ne olur,  bi fiske.Öbürü yayınevlerinden bin bir rica ile kitap ister durur, bi kısmını edinir de, kült eserler, usta yazarlarla yeni tanışır, allar pullar dayar bol emoji bol alıntı, oldu mu sana yine önerici, olmaz mı🙏🏻örnekler o kadar çeşitli ve çoklar ki..Cin olmadan adam çarpma gayretinde olanlara tavsiyem, lütfen unutmayın “burada okuyanlar, ciddi birikime sahip insanlar var”👍🏻Sonra yaranıza bant aratırlar.
Sayfayı yeni açtığımda bi repost sayfası bana geldi, ekle beni ekleyeyim seni dedi.. eee dedim, e’si o bu şu okuyup fotoğraflayacağız, o alıp sayfasında paylaşacak. Peki dedim bu durumda sen ne yapıyor olacaksın? Okuyacak  mısın, hayır. Fotoğraf çekecek misin yine hayır☺️Evet şu an o hesap “bile” bir dolu emek harcayan hesaptan daha çok takip ediliyor, ne diyorsunuz? Yine bitiremedim💕🐾
✔️Biz ya bakıp geçmeyi, ya eleştiriyi severiz.Fikrini beyan ederken, sen okuyorsun ya, her sorunun cevabını bilmen ve yanıtlaman gerekir. Oysa sorulanı bir önceki fotoğrafta zaten anlatmışsındır. Araştırmaz, didiklemez, çiğne lokmamı ağzıma tık der.Kitaba dair olumsuz eleştiri yapmışsan, yazanından, yayıncısına, oradan hayran kitlesine kadar, en az üç cephede savaşın var demektir. Orwell (Hayvan Çiftliğininin yazarı) bile hayatının bi döneminde kitap eleştirmenliği yapmış, yılda ortalama yüz kitap okuyan nitelikli okurun, içlerinden anca beş on tanesini beğenebileceğini söylemiş. Bende en azından bu rakam daha fazla, çünkü okurken araya klasikler, kült eserler de alıyorum. Yeni çıkanlardan sürekli yürüsem, ayağım çarpan taşlardan kurtulmaz.☺️🙈”Ben iyi araştırdım öyle aldım, ondan her okuduğum kitap güzel”,cümlesini okuduğumda havlu atmıştım. Vay canına yahu, kadın bildiğin müneccim demiştim içimden.Takdir etmedim mi, ohoo etmem mi☺️Beriki kaldır kondur klasik paylaşır, yaz biter kış gelir, nasip olsa hele bi nasip olsa okuyacaktır da evelallah🙃oysa kitaplar okunmadan fotoğraflanmaktan eskimiştir. Bir masa üzerinde 15-20 kitaba sahipken, alelacele indirimli sitelerden uygun fiyatlı kitaplar kovalanır, alınır, en acilinden kitaplık oluşturulur, oldu mu sana okumadan Önerici, oldu tü tü tü maşşallah. Vah vah sen akşamdan sabaha kapının önüne piramit dayasan ne olur, bi fiske.Öbürü yayınevlerinden bin bir rica ile kitap ister durur, bi kısmını edinir de, kült eserler, usta yazarlarla yeni tanışır, allar pullar dayar bol emoji bol alıntı, oldu mu sana yine önerici, olmaz mı🙏🏻örnekler o kadar çeşitli ve çoklar ki..Cin olmadan adam çarpma gayretinde olanlara tavsiyem, lütfen unutmayın “burada okuyanlar, ciddi birikime sahip insanlar var”👍🏻Sonra yaranıza bant aratırlar. Sayfayı yeni açtığımda bi repost sayfası bana geldi, ekle beni ekleyeyim seni dedi.. eee dedim, e’si o bu şu okuyup fotoğraflayacağız, o alıp sayfasında paylaşacak. Peki dedim bu durumda sen ne yapıyor olacaksın? Okuyacak mısın, hayır. Fotoğraf çekecek misin yine hayır☺️Evet şu an o hesap “bile” bir dolu emek harcayan hesaptan daha çok takip ediliyor, ne diyorsunuz? Yine bitiremedim💕🐾
✔️Fotoğraf altına, ne, nasıl yazmalı?
Bilimsel olarak aksi olsa da (işitme hali), Jhon Berger “ görme konuşmadan önce gelir” der.(düzeltmeye açık, dönüp bakmadım yazarken) Kendi dünyanı sözcüklerle anlatırsın evet ama, önce onu görsel bi cazibe imgesi haline getirememişsen bu platformda ne söylediğinin pek bi kıymeti harbiyesi yok. Bilhassa odak kitapsa, sen veriler (kitap) üzerinden anlatıma başladığında zaten iki sıfır yeniksindir.Senin verdiğin “aman estetik görünsün” çabasının, ben anı yakalıyorum diyenle ayni değeri görmesini sakın ha bekleme.Zira senin dayanağın yine “kitaptır”. Fotoğraf altına “minnoş, tatliş” biçimlerle, bugün okulda arkadaşlarımla şu, komşularımla bunlar diye, kendi kişisel müfredatı üzerinden girizgah yapanlarla, öznesi kitap olan hitap şeklinin eder değer terazisinde yeri tartışmaya açıktır.
Siz buna bir de, internetin, ellerinde telefonla büyüyen bir neslin etkin alanı olduğunu, hesaba katarsanız.🙈 Gerisi kırık iki satır mottonun, suni dertlerin, yirmisine varmadan, başardım başarırız, haydiiiin başaralım şeklinde motivasyon tellallığının, daimi üstün geçerliliği, kitap hesaplarının çok çok üzerinde bi kudrettir der, nice farklı örnekte (moda, kozmetik, yemek)bunu defalarca görür, kabullenişle gayretkeş entelektüel tepişmelerinizle, el elde baş başta, uğraşır durursunuz. “Amannn canım, burası benim için hiç? Ne ki?” diyen tavrın akabinde, özenle paylaşım yapılacak saatin kollanması da, yine takdire şayan tabi.😉Hop paragrafı toparlarsak. “Yazdıklarınız” kişisel an ve size özelse ne ala. Kitapsa zaten sıkıcısınızdır, gıybete varmıyor, ayh arkadaşlarımdan çok kederliyim diye mızmızlanıp insanların merak ve ilgilerini kamçılamıyorsunuz, öyleyse ne umuyorsunuz?  ee ne güzel okumuşsun aferin sanayı mı🙃iyi ya çok beklersiniz💕😘
✔️Takdir/tenkit, bilirkişi? 
Ben bilirkişi sıfatında değilim, bilgimi deneyimlerimi paylaşıyorum. Kendini bu kisvede görenler var mı? Vardır, e sonuç, mesnetsizlik. Her alanda paylaşıma sunduğunuz her şey, ayni anda eleştiriye de açık, kitap paylaşımında, tenkit çok takdir eyvah eyvah. Bu bağlamda çok iyi fotoğraflayan Kişiler bile asla, yabancı bookstagramların aldığı beğeniyi alamaz. ✔️devamı bi sonrakinde
✔️Fotoğraf altına, ne, nasıl yazmalı? Bilimsel olarak aksi olsa da (işitme hali), Jhon Berger “ görme konuşmadan önce gelir” der.(düzeltmeye açık, dönüp bakmadım yazarken) Kendi dünyanı sözcüklerle anlatırsın evet ama, önce onu görsel bi cazibe imgesi haline getirememişsen bu platformda ne söylediğinin pek bi kıymeti harbiyesi yok. Bilhassa odak kitapsa, sen veriler (kitap) üzerinden anlatıma başladığında zaten iki sıfır yeniksindir.Senin verdiğin “aman estetik görünsün” çabasının, ben anı yakalıyorum diyenle ayni değeri görmesini sakın ha bekleme.Zira senin dayanağın yine “kitaptır”. Fotoğraf altına “minnoş, tatliş” biçimlerle, bugün okulda arkadaşlarımla şu, komşularımla bunlar diye, kendi kişisel müfredatı üzerinden girizgah yapanlarla, öznesi kitap olan hitap şeklinin eder değer terazisinde yeri tartışmaya açıktır. Siz buna bir de, internetin, ellerinde telefonla büyüyen bir neslin etkin alanı olduğunu, hesaba katarsanız.🙈 Gerisi kırık iki satır mottonun, suni dertlerin, yirmisine varmadan, başardım başarırız, haydiiiin başaralım şeklinde motivasyon tellallığının, daimi üstün geçerliliği, kitap hesaplarının çok çok üzerinde bi kudrettir der, nice farklı örnekte (moda, kozmetik, yemek)bunu defalarca görür, kabullenişle gayretkeş entelektüel tepişmelerinizle, el elde baş başta, uğraşır durursunuz. “Amannn canım, burası benim için hiç? Ne ki?” diyen tavrın akabinde, özenle paylaşım yapılacak saatin kollanması da, yine takdire şayan tabi.😉Hop paragrafı toparlarsak. “Yazdıklarınız” kişisel an ve size özelse ne ala. Kitapsa zaten sıkıcısınızdır, gıybete varmıyor, ayh arkadaşlarımdan çok kederliyim diye mızmızlanıp insanların merak ve ilgilerini kamçılamıyorsunuz, öyleyse ne umuyorsunuz? ee ne güzel okumuşsun aferin sanayı mı🙃iyi ya çok beklersiniz💕😘 ✔️Takdir/tenkit, bilirkişi? Ben bilirkişi sıfatında değilim, bilgimi deneyimlerimi paylaşıyorum. Kendini bu kisvede görenler var mı? Vardır, e sonuç, mesnetsizlik. Her alanda paylaşıma sunduğunuz her şey, ayni anda eleştiriye de açık, kitap paylaşımında, tenkit çok takdir eyvah eyvah. Bu bağlamda çok iyi fotoğraflayan Kişiler bile asla, yabancı bookstagramların aldığı beğeniyi alamaz. ✔️devamı bi sonrakinde
✔️Okurluk, kitap hesabı, kısaca bookstagram?
Böyle bi mecrada kişisel ya da ticari hesapların dışında, sayfalarını kendi uğraş (hobi)lerini paylaşmak için kullananlar var. Örnek benim sayfam. Genel geçer kural olmasa dahi, normali önce o uğraşa sahip olmak, zaman vakfetmek, ilişik olarak da ilgi bilgi sahibi olmak. Kendi okuma maceramı, sayfayı açış amacımı vs zaten eski paylaşımlarımda anlattım. Bunun harici olarak, önce kişisel bi hesaba sahip olup, zaman içinde uğraş edinip (bu noktada, okumak) paylaşımlarına o doğrultuda devam ettiren hesaplar da var. Paragrafı toparlarsam, ya “zaten okuyorsunuz, okuduklarınızı paylaşmak için hesap açıyorsunuz” ya da “yolun bi yerinde, okumaya yeni başlayıp, hesabınızı kitap paylaşımına çeviriyorsunuz”. Buraya kadar her iki şekliylede benim kabulüm🙏🏻Lakin bir üçüncü tür var ki; onu da artık takip edenler, tahlil, teşhis, tanı şeklinde ayırıp, gereğince davranacaklar, ben onlara “sosyal okuyucu” diyorum,  bi nevi sosyal içiciler evet.☺️ellerinde kitap, gerekli yerlerden bi kuble özet, tatatam ben oldum. (Ol Bebeğim ol, okuduğun günleri de görürüz inşallah)
✔️Kitap kahve şahane, nedir bundaki bahane?
Bizler (istisnaları hariç tutuyorum) fotoğraf sanatçısı değiliz. Profesyonel çekimler yapmıyoruz. Nihayetinde size sunduğumuz, portre ya da doğa karesi değil. Her yiğidin bir yoğurt yemesi olduğu gibi, sunumlar kişiden kişiye değişiyor. Kimi, hiç kendini göstermeden sadece kitabı fotoğraflıyor, kimi kendiyle birlikte, bu sadece bi tercih. Benim de arada elimi kolumu fotoğrafların içine katma sebebim, insan varlığının kattığı sıcaklık.Fakat, koşullar ve tercihler nasıl olursa olsun, cismen var olan bi şeye, gülümse demeden ruh katmak hiç kolay değil. Kompoze ederken, bu alanda uğraş veren herkes eminim çok emek sarfediyor. Vs vs vs durumlardan sonra, sadece kitap paylaşsak, yüzüne bakan olmuyor, hak verir misiniz bilmem, memleketimin okuma oranı istatiklerle zaten ortada. Fotoğrafa albeni katmak, okumayana okuma şevki aşılamak, teşvik teşvik teşvik derken, o karelerin içinin dolu dolu görünmesini istediğimiz an, fincan köşküne kuruluyor.
✔️Devamı bi sonraki fotoğrafta, sığamadım🙈
✔️Okurluk, kitap hesabı, kısaca bookstagram? Böyle bi mecrada kişisel ya da ticari hesapların dışında, sayfalarını kendi uğraş (hobi)lerini paylaşmak için kullananlar var. Örnek benim sayfam. Genel geçer kural olmasa dahi, normali önce o uğraşa sahip olmak, zaman vakfetmek, ilişik olarak da ilgi bilgi sahibi olmak. Kendi okuma maceramı, sayfayı açış amacımı vs zaten eski paylaşımlarımda anlattım. Bunun harici olarak, önce kişisel bi hesaba sahip olup, zaman içinde uğraş edinip (bu noktada, okumak) paylaşımlarına o doğrultuda devam ettiren hesaplar da var. Paragrafı toparlarsam, ya “zaten okuyorsunuz, okuduklarınızı paylaşmak için hesap açıyorsunuz” ya da “yolun bi yerinde, okumaya yeni başlayıp, hesabınızı kitap paylaşımına çeviriyorsunuz”. Buraya kadar her iki şekliylede benim kabulüm🙏🏻Lakin bir üçüncü tür var ki; onu da artık takip edenler, tahlil, teşhis, tanı şeklinde ayırıp, gereğince davranacaklar, ben onlara “sosyal okuyucu” diyorum, bi nevi sosyal içiciler evet.☺️ellerinde kitap, gerekli yerlerden bi kuble özet, tatatam ben oldum. (Ol Bebeğim ol, okuduğun günleri de görürüz inşallah) ✔️Kitap kahve şahane, nedir bundaki bahane? Bizler (istisnaları hariç tutuyorum) fotoğraf sanatçısı değiliz. Profesyonel çekimler yapmıyoruz. Nihayetinde size sunduğumuz, portre ya da doğa karesi değil. Her yiğidin bir yoğurt yemesi olduğu gibi, sunumlar kişiden kişiye değişiyor. Kimi, hiç kendini göstermeden sadece kitabı fotoğraflıyor, kimi kendiyle birlikte, bu sadece bi tercih. Benim de arada elimi kolumu fotoğrafların içine katma sebebim, insan varlığının kattığı sıcaklık.Fakat, koşullar ve tercihler nasıl olursa olsun, cismen var olan bi şeye, gülümse demeden ruh katmak hiç kolay değil. Kompoze ederken, bu alanda uğraş veren herkes eminim çok emek sarfediyor. Vs vs vs durumlardan sonra, sadece kitap paylaşsak, yüzüne bakan olmuyor, hak verir misiniz bilmem, memleketimin okuma oranı istatiklerle zaten ortada. Fotoğrafa albeni katmak, okumayana okuma şevki aşılamak, teşvik teşvik teşvik derken, o karelerin içinin dolu dolu görünmesini istediğimiz an, fincan köşküne kuruluyor. ✔️Devamı bi sonraki fotoğrafta, sığamadım🙈
Kişinin yaşamının anlamı, sürekli, öteki —ilişkide olduğu— kişilere bağlıdır. Ama bu bağlılığın çok çeşitli biçimleri vardır. Kişi, yaşamına anlam veren ilişkilerine, etken ya da edilgen olarak girebilir/- anlamı ya kendisi kuruyordur, ya da öteki(ler).. çok ender bir durum, ilişkideki iki kişinin, ikisinin birden, aynı zamanda hem etken hem edilgen olmalarıdır: o durumda, iki kişinin, yaşamlarını anlamlandırma — anlamını kurma, yaratma, varetme — gücü, hem birleşir hem de ikiye katlanır: toplam güçleri — ikisinin de ayrı ayrı güçlerinin toplamı /- her ikisini de geçerli hale getirir.
Oysa kişilerden birinin etken öbürünün edilgen — ve bunun hep, bir öyle bir öteki türlü değiştiği— ilişkilerde, tam tersi olur : kişilerden her birinin gücü, ötekinin kendi yaşamını anlamlandırma gücüne ketvurucu bir nitelik kazanır/- karşılıklı olarak, birbirlerinin yaşamlarının anlamlarını zedelerler..
Oluşması içinde, zedelenir, anlamı, yaşamının, kişinin.. “Oruç Aruoba / Olmayalı”
Kişinin yaşamının anlamı, sürekli, öteki —ilişkide olduğu— kişilere bağlıdır. Ama bu bağlılığın çok çeşitli biçimleri vardır. Kişi, yaşamına anlam veren ilişkilerine, etken ya da edilgen olarak girebilir/- anlamı ya kendisi kuruyordur, ya da öteki(ler).. çok ender bir durum, ilişkideki iki kişinin, ikisinin birden, aynı zamanda hem etken hem edilgen olmalarıdır: o durumda, iki kişinin, yaşamlarını anlamlandırma — anlamını kurma, yaratma, varetme — gücü, hem birleşir hem de ikiye katlanır: toplam güçleri — ikisinin de ayrı ayrı güçlerinin toplamı /- her ikisini de geçerli hale getirir. Oysa kişilerden birinin etken öbürünün edilgen — ve bunun hep, bir öyle bir öteki türlü değiştiği— ilişkilerde, tam tersi olur : kişilerden her birinin gücü, ötekinin kendi yaşamını anlamlandırma gücüne ketvurucu bir nitelik kazanır/- karşılıklı olarak, birbirlerinin yaşamlarının anlamlarını zedelerler.. Oluşması içinde, zedelenir, anlamı, yaşamının, kişinin.. “Oruç Aruoba / Olmayalı”
...
Mağrur bir sessizlikte, kırık bir gülümseme yüzümde, vuruşmadan kazanılmış bu tuzaklarla dolu kavgadan yara almadan dönüyorum kendime.
...
Göze alınan ayrılıktan geçiyor aşk. Aşkın içindeki ıstıraptan kat yerleri eskimiş katlanıp kaldırılan hatıradan, zaman alıyor elbet,
huzur sanılan yalnızlıkta yetmiyor kimi gecelerde içimde üşüyen çocuğun üstünü örtmeye.
Hayata dahil edilen ölüm ruhumu aldığında karşısına, biliyorum —usanmış olsam da yaşamaktan—
Zoruma gidecek ölmek içimdeki bu aşkla.
...
Yaşandı ne yaşandıysa, yaşandı ve saklandı belleğin mağarasında..
“Oya Uysal”
... Mağrur bir sessizlikte, kırık bir gülümseme yüzümde, vuruşmadan kazanılmış bu tuzaklarla dolu kavgadan yara almadan dönüyorum kendime. ... Göze alınan ayrılıktan geçiyor aşk. Aşkın içindeki ıstıraptan kat yerleri eskimiş katlanıp kaldırılan hatıradan, zaman alıyor elbet, huzur sanılan yalnızlıkta yetmiyor kimi gecelerde içimde üşüyen çocuğun üstünü örtmeye. Hayata dahil edilen ölüm ruhumu aldığında karşısına, biliyorum —usanmış olsam da yaşamaktan— Zoruma gidecek ölmek içimdeki bu aşkla. ... Yaşandı ne yaşandıysa, yaşandı ve saklandı belleğin mağarasında.. “Oya Uysal”
Nefes alamıyorum. Anladınız siz🙏🏻💕
Nefes alamıyorum. Anladınız siz🙏🏻💕
Evler boyunca uzayan sokaklardan geçip gittin şehrin uğultulu, ışıklı kalbine
yılların yıpranmış kumaşı altında hala çocuk kalan kalbinle.
Sen, bulutlar biriktiren güz! Rüyalarına giren sıcaklığından izler aradığın sevgilinin yüzünde, kapalı bir kapıydı gördüğün
ve dudaklarında kırılan gülümsemene karışan
acısı reddedilmenin.
Durmuş oturmuş bir hüzün vardır seni bekleyen şimdi evde, öncesi ve sonrası olmayan bir hayalden ibaret olan hayatın
gölgesi düşmeyi bekler kağıtlara.
Ansızın uzaklarda kalmış bir zamana ait görüntü.
Ah, hayattan vazgeçmiş solgun kız!
İçinde bu aşk varken nasıl bırakıp gidilir, nasıl sevilmez börtü böceği, otu, daldaki kuş,
gökte gümüş örtüsüyle 
eşsiz yeryüzü.
Evler boyunca uzayan sokaklardan geçip gittin şehrin uğultulu, ışıklı kalbine
yılların yıpranmış kumaşı altında hala çocuk kalan kalbinle.
Oya UYSAL “Siyah saten bir gecelik”
Dipçem; hikayeme attığım şiirler de, ayni kitaptan. Siz bi yandan sorarken, ışık zaten yokken, fotoğraflamakta zorlandım. Borcum olsun, zira sekiz şiir seçtim, sekizi de canıma okudu. Size şairi teslim ettikten sonra gidip yeniden, fotoğraf çekmeyi deniyorum. Sevgim üzerinize olsun.🐾
Evler boyunca uzayan sokaklardan geçip gittin şehrin uğultulu, ışıklı kalbine yılların yıpranmış kumaşı altında hala çocuk kalan kalbinle. Sen, bulutlar biriktiren güz! Rüyalarına giren sıcaklığından izler aradığın sevgilinin yüzünde, kapalı bir kapıydı gördüğün ve dudaklarında kırılan gülümsemene karışan acısı reddedilmenin. Durmuş oturmuş bir hüzün vardır seni bekleyen şimdi evde, öncesi ve sonrası olmayan bir hayalden ibaret olan hayatın gölgesi düşmeyi bekler kağıtlara. Ansızın uzaklarda kalmış bir zamana ait görüntü. Ah, hayattan vazgeçmiş solgun kız! İçinde bu aşk varken nasıl bırakıp gidilir, nasıl sevilmez börtü böceği, otu, daldaki kuş, gökte gümüş örtüsüyle eşsiz yeryüzü. Evler boyunca uzayan sokaklardan geçip gittin şehrin uğultulu, ışıklı kalbine yılların yıpranmış kumaşı altında hala çocuk kalan kalbinle. Oya UYSAL “Siyah saten bir gecelik” Dipçem; hikayeme attığım şiirler de, ayni kitaptan. Siz bi yandan sorarken, ışık zaten yokken, fotoğraflamakta zorlandım. Borcum olsun, zira sekiz şiir seçtim, sekizi de canıma okudu. Size şairi teslim ettikten sonra gidip yeniden, fotoğraf çekmeyi deniyorum. Sevgim üzerinize olsun.🐾